Böbrek iltihabı nefrotik sendrom nedir?

Böbrek İltihabı > Nefrotik Sendrom:
Böbreklerin rahatsızlığı sonucu idrarla fazla albümin kaybı olduğu için kandaki protein seviyesi aşırı derecede düşüş gösterir. Dokularda su toplanarak şişlikler ortaya çıkar (ödem). En çok iki ila dört yaş arası erkek çocuklarda görülür.
* Belirtileri:
– İdrarda aşırı derecede albümin.
– Nefratik sendrom genellikle şu hastalıklardan sonra ortaya çıkar: Akut nefrit, şeker hastalığı, ilaç zehirlenmeleri.
– Yüz ve bacaklarda şişlikler.
* Tedavi:
– Nefratik sendroma sebep olan hastalıkla mücadele edilir.
– Ödem şişliklerini gidermek için diüretiklerle birlikte potasyum tuzları verilir.
– Sodyumsuz bir diyet uygulanır.

Böbrek İltihabı > Nefrotik Sendrom:
Böbreklerin rahatsızlığı sonucu idrarla fazla albümin kaybı olduğu için kandaki protein seviyesi aşırı derecede düşüş gösterir. Dokularda su toplanarak şişlikler ortaya çıkar (ödem). En çok iki ila dört yaş arası erkek çocuklarda görülür.
* Belirtileri:
– İdrarda aşırı derecede albümin.
– Nefratik sendrom genellikle şu hastalıklardan sonra ortaya çıkar: Akut nefrit, şeker hastalığı, ilaç zehirlenmeleri.
– Yüz ve bacaklarda şişlikler.
* Tedavi:
– Nefratik sendroma sebep olan hastalıkla mücadele edilir.
– Ödem şişliklerini gidermek için diüretiklerle birlikte potasyum tuzları verilir.
– Sodyumsuz bir diyet uygulanır.

nefrit sendrom da beslenme,nefrotik sindrom

Conn sendromu adrenal adenom nedir ?

Adrenal Korteksten aldosteron yapımının uygunsuz olduğu ve fazla miktarlara eriştiği bu hastalıkta , sodyum retansiyonu ile beraber kan basıncı yükselmesi.
√ Belirtileri nelerdir? Genellikle Asemptomatiktir.
• Hipokalemiye kas güçsüzlüğü, kramplar, başağrısı, çarpıntı, polidipsi, poliüri veya noktüri eşlik eder
• orta derecede veya ciddi Hipertansiyon (200/120 mmHg’yı geçmez)
• Fundoskopi – Selim veya Grade 1-2
• Tetani
• Hipokalemi
• Metabolik Alkaloz
• Chvostek ve Trousseau Belirtileri (+)
• Relatif Hipernatremi
• Bozulmuş Glikoz Toleransı
• Böbrek Kisti insidansı yüksektir.
• Başağrısı
• Paresteziler
• Kardiyak Aritmiler
√ Nedenleri nelerdir?
• Unilateral aldosteron üreten adenom (APA) en sık görülen (% 60) nedendir. (Conn Sendromu) Tek taraflı adrenalektomi ile kür sağlanır.
√ İdiopatik Hiperaldosteronizm (İHA)
• Bilateral zona glomeruloza hiperplazisidir, % 34 oranında görülür . Cerrahi tedavi faydalı değildir. Kronik medikal tedavi tercih edilir.
√ Bakım ve öneriler ?
• Unilateral APA – unilateral adrenalektomi
• Bilateral İHA – kronik medikal tedavi
• Unilateral APA – Hipokalemi ; preoperatif Spironolakton ile kontrol altına alınır.
• Bilateral İHA – düşük sodyum diyeti, ideal vücut ağırlığı, sigara yasağı, potasyum kısıtlaması, antihipertansif tedavi (kalsiyum kanal blokerleri, ACE inhibitönü, tiazid diüretikler)
• Düşük Sodyumlu Diyet
√ Tedavi yolları nelerdir ?
• Spironolakton veya Amilorid
• Antihipertansif İlaçlar:
• Kalsiyum Kanal Blokeri,
• ACE İnhibitörü,
• düşük doz Tiyazid Diüretikler
√ ACE inhibitörleri;
• Renal Yetmezlik, Hiperkalemi ve Gebelikte kullanılmaz.Serum potasyum düzeyinin kontrol altında tutulması gereklidir. Lityum ile Diüretikler, Non Steroid Anti Enflamatuar ilaçlar ile Diüretikler ve ACE inhibitörleri arasında etkileşimler olabilmektedir. Periferik Alfa.1 Antagonistleri (Terazosin, Doxazosin) hipertansiyonu kontrol altında tutar.
• Kan basıncı takibi,
• Serum potasyumu takibi,
• Ameliyat sonrası 24 saatlik idrar aldosteron tayini yapılmalıdır.
• APA cerrahi tedavi ile hipertansiyon % 70 oranında düzelir.
• Postoperatif 1-4 ay takip edilir

Adrenal Korteksten aldosteron yapımının uygunsuz olduğu ve fazla miktarlara eriştiği bu hastalıkta , sodyum retansiyonu ile beraber kan basıncı yükselmesi.
√ Belirtileri nelerdir? Genellikle Asemptomatiktir.
• Hipokalemiye kas güçsüzlüğü, kramplar, başağrısı, çarpıntı, polidipsi, poliüri veya noktüri eşlik eder
• orta derecede veya ciddi Hipertansiyon (200/120 mmHg’yı geçmez)
• Fundoskopi – Selim veya Grade 1-2
• Tetani
• Hipokalemi
• Metabolik Alkaloz
• Chvostek ve Trousseau Belirtileri (+)
• Relatif Hipernatremi
• Bozulmuş Glikoz Toleransı
• Böbrek Kisti insidansı yüksektir.
• Başağrısı
• Paresteziler
• Kardiyak Aritmiler
√ Nedenleri nelerdir?
• Unilateral aldosteron üreten adenom (APA) en sık görülen (% 60) nedendir. (Conn Sendromu) Tek taraflı adrenalektomi ile kür sağlanır.
√ İdiopatik Hiperaldosteronizm (İHA)
• Bilateral zona glomeruloza hiperplazisidir, % 34 oranında görülür . Cerrahi tedavi faydalı değildir. Kronik medikal tedavi tercih edilir.
√ Bakım ve öneriler ?
• Unilateral APA – unilateral adrenalektomi
• Bilateral İHA – kronik medikal tedavi
• Unilateral APA – Hipokalemi ; preoperatif Spironolakton ile kontrol altına alınır.
• Bilateral İHA – düşük sodyum diyeti, ideal vücut ağırlığı, sigara yasağı, potasyum kısıtlaması, antihipertansif tedavi (kalsiyum kanal blokerleri, ACE inhibitönü, tiazid diüretikler)
• Düşük Sodyumlu Diyet
√ Tedavi yolları nelerdir ?
• Spironolakton veya Amilorid
• Antihipertansif İlaçlar:
• Kalsiyum Kanal Blokeri,
• ACE İnhibitörü,
• düşük doz Tiyazid Diüretikler
√ ACE inhibitörleri;
• Renal Yetmezlik, Hiperkalemi ve Gebelikte kullanılmaz.Serum potasyum düzeyinin kontrol altında tutulması gereklidir. Lityum ile Diüretikler, Non Steroid Anti Enflamatuar ilaçlar ile Diüretikler ve ACE inhibitörleri arasında etkileşimler olabilmektedir. Periferik Alfa.1 Antagonistleri (Terazosin, Doxazosin) hipertansiyonu kontrol altında tutar.
• Kan basıncı takibi,
• Serum potasyumu takibi,
• Ameliyat sonrası 24 saatlik idrar aldosteron tayini yapılmalıdır.
• APA cerrahi tedavi ile hipertansiyon % 70 oranında düzelir.
• Postoperatif 1-4 ay takip edilir

bozulmuş açlık glikozu,bozulmuş glikoz toleransı,bozulmuş glukoz toleransı

Beyin iltihabı ensefalit nedir?

Beyin iltihabı yapan çok çeşitli virüs ve bakteri cinsleri vardır. Virüslü beyin iltihabının en yaygın olanı “Salgın ansefalit” veya diğer adı ile “uyku hastalığı”dır.
Virüsün beyni işgal etmesine ka­bakulak, herpes, kızamık, çiçek, suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar yardımcı olurlar. Bazı virüsler, sivrisinek ve kenelerce taşınmaktadır.
Belirtileri:
• Yüksek ateş, baş ağrısı, kusma ve bulantı ilk belirtileridir.
• Daha sonra göz, yüz ve boyun bölgelerinde felçler ortaya çı­kar.
• Felçler, iltihaplı bölgeye bağlı olarak, vücudun herhangi bir yerinde de görülebilir.
• Felç öncesinde şaşılık, çırpınma nöbetleri ve uyku hali görü­lebilir.
Ne Yapmalı?
• Belirtileri ortaya çıkar çıkmaz doktora baş vurmaktan baş­ka çare yoktur.
• Testlerde beyin iltihabının bakteriyel olduğu açığa çıkarsa antibiyotik tedavisi ile hastanın kurtarılması kolaylaşır.
• Virüslü ansefalitin kesin bir tedavisi henüz bulunamamıştır. Belirtilerin giderilmesine çalışılır. Bir ay müddetle yatak istiraha­ti verilir.
• Eğer hastalık ilerlemiş, iltihap teşekkül etmiş ise cerrahi mü­dahaleden başka çare yoktur.

Beyin iltihabı yapan çok çeşitli virüs ve bakteri cinsleri vardır. Virüslü beyin iltihabının en yaygın olanı “Salgın ansefalit” veya diğer adı ile “uyku hastalığı”dır.
Virüsün beyni işgal etmesine ka­bakulak, herpes, kızamık, çiçek, suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar yardımcı olurlar. Bazı virüsler, sivrisinek ve kenelerce taşınmaktadır.
Belirtileri:
• Yüksek ateş, baş ağrısı, kusma ve bulantı ilk belirtileridir.
• Daha sonra göz, yüz ve boyun bölgelerinde felçler ortaya çı­kar.
• Felçler, iltihaplı bölgeye bağlı olarak, vücudun herhangi bir yerinde de görülebilir.
• Felç öncesinde şaşılık, çırpınma nöbetleri ve uyku hali görü­lebilir.
Ne Yapmalı?
• Belirtileri ortaya çıkar çıkmaz doktora baş vurmaktan baş­ka çare yoktur.
• Testlerde beyin iltihabının bakteriyel olduğu açığa çıkarsa antibiyotik tedavisi ile hastanın kurtarılması kolaylaşır.
• Virüslü ansefalitin kesin bir tedavisi henüz bulunamamıştır. Belirtilerin giderilmesine çalışılır. Bir ay müddetle yatak istiraha­ti verilir.
• Eğer hastalık ilerlemiş, iltihap teşekkül etmiş ise cerrahi mü­dahaleden başka çare yoktur.

herpes ensefalit asiklovir

Dalak Nedir ? Dalağın Görevleri Nelerdir ?

Uzun, yassı, yumruk büyüklüğünde, üzeri zarla kaplı, yumuşak ve kırmızı renkte bir karın organıdır.
Darbelere karşı çok hassas olup kolayca yırtılabilir. Diyaframın hemen altında, sol tarafta, karın boşluğunda, midenin arkasında yerleşmiştir. Ön yüzü 9, 10 ve 11 ‘inci kaburgalar tarafından örtülmüş olup, böylece büyük darbeler dışında kazalardan etkilenmez. Aortun bir kolu olan “Çöliak atardamarı” tarafından beslenir.
Dalak hücreleri bolca kan ihtiva ederler. Kirlenen kan, kanın geri dönmesini engelleyici tek yönlü kapakçıkları olan toplardamarlar vasıtasıyla karaciğer porta i sistemine boşaltılır.
Dalağın kan dolaşım sisteminde ve vücut savnmasında büyük görevleri vardır. Kısacası kanla ilgili bütün fonksiyonlarda, dalağa doğrudan veya dolaylı yoldan görevler düşmektedir.
DALAĞIN BİLİNEN GÖREVLERİ
• Alyuvar Üretiminde:
Anne rahmindeki embriyonun (cenin) alyuvar hücreleri dalak tarafından yapılır. Doğumdan sonra bu görevi kemik iliği devralır. Kemik iliğinin herhangi bir sebeple çalışmadığı, kanser veya benzeri hasta dokularla istila edildiği zaman dal ak yeniden alyuvar imalat görevini yapmaya başlar.

• Kanın Temizlenmesinde:
Kanın kirlenmesine ve zehirlenmesine yol açan birçok mikroorganizmalar vardır. Dalak hücreleri, atardamar Yoluyla gelen kanda, kirlenmeye ve hastalığa sebep olacak mikroorganizmaları emer, parçalar ve tesirsiz hale getirir. Dalak, dolaşım sisteminde bir çıkmaz sokağa benzer. Buraya giren zararlı maddeler dışarı çıkamaz.
• Akyuvar Üretiminde:
Vücut savunma sisteminde temel elemanlarından biri Akyuvarlardır. Akyuvarların birçok çeşidi vardır. Bunların bir kısmı doğrudan mikrop yutma görevini yürütürken, bir kısmı da parçalayarak dolaylı yoldan savunma yapar. Akyuvar hücrelerinden olan lenfositlerin bir kısmı dalakta üretilir.
• Kırmızı Hücrelerin Yıkımında:
Yaşlanan alyuvarlar şekil bozukluğa uğrayarak görevlerini yapamaz duruma düşerler. Bu alyuvarlar, dalak hücreleri tarafından emilip parçalanır, böylece kanın kirlenmesi önlenir.
• Kan Depolamada:
Kedilerde, köpeklerde ve diğer bazı memelilerde dal ak kırmızı kan hücrelerini depo eder. Büyük enerji gerektiren durumlarda, kanarnalarda dalak kasılarak dolaşım sistemine yedek kan verir.

aort damarı neden yırtılır

Transkranial Manyetik Stimülasyon ile Migren Tedavisi

Transkranial Manyetik Stimülasyon’un (TMS) migren ağrısından sorumlu olan nöronal aşırı duyarlılığı ortadan kaldırdığı böylece migren krizlerine son verdiği belirlendi.
Migren’in değişen aralıklarla gelen ve şiddetli ağrılarla karekterize bir baş ağrısı hastalığı olduğunu belirten uzmanlar, “Baş ağrısı bazen üç gün kadar sürebilir. Migrenin gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde meydana getirdiği iş gücü kaybının ekonomik faturası milyarlarca dolardır.

Migren ağrısından çeşitli mekanizmalar sorumlu olmakla beraber bugün artık, nöronlarda ki aşırı hassasiyetin başlıca sebep olduğu bilinmektedir. Transkranial Manyetik Stimülasyonun (TMS) migren ağrısından sorumlu olan nöronal aşırı duyarlılığı ortadan kaldırdığı böylece migren krizlerine son verdiği son zamanlarda yapılan bir çok bilimsel araştırma ile gösterilmiştir” dedi.
TMS uygulamasının, kriz esnasında ağrıyı geçirdiği gibi aralıklarla uygulandığında ağrı nöbetlerinin gelmesini de önlediğini dile getiren uzmanlar şunları kaydettiler; “Migren ataklarının tedavisinde şimdilerde en çok triptanlar kullanılmaktadır. Halbuki triptanlar, migrenli hastaların yüzde 40 da etkisiz kalmaktadır. Ayrıca bu ilaçların kardiovasküler yan etkileri de mevcuttur. TMS tedavisi bu alanda çok güvenilir ve yan etkisi olmayan bir uygulamadır.
Vücuda verdiği manyetik enerji çok düşük olup, MRI çekimlerinin binde biri kadardır. Migren hastalığı, en çok aralıklarla gelen gerilim baş ağrısı tabloları ile karışmaktadır. Gerilim baş ağrılarında gerek triptanların gerekse diğer atak önleyici ilaçların hiçbir etkisi olmaz ve işe yaramazlar.
Halbuki TMS hem migren den hem de gerilim baş ağrısından kaynaklanan ağrı ataklarının her ikisini de ortadan kaldırmaktadır. Diğer taraftan migren ağrısı iyice yerleştiği ve arttığı durumlarda atak önleyici ilaçların pek faydası olmamakta, kişi ağrının dinmesini büyük ıstıraplar içinde günlerce beklemektedir.
İlaçlara cevap vermeyen böyle migren ağrılarında da TMS, ağrıları yatıştırıcı rol oynamaktadır. Başda Ohio olmak üzere pek çok üniversite de TMS’in migren üzerinde ki etkilerini araştıran çalışmalar yapılmış ve yukarda anlattığımız konuları destekleyen sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca daha önce depresyon tedavisinde FDA onayı alan TMS tedavisi, 2007 senesinde migren tedavisi için de FDA onayı almıştır.
İHA

migren atakları,migren hastalığı,migren için şifalı bitkiler,migren tedavisi,migrene hangi bitki iyi gelir,migrene iyi gelen bitkiler,migrene iyi gelen şeyler