20 Bin Kadına Kanser Taraması Yapıldı

 

Yapılan meme kanseri taramalarıyla hastalığın haritasının çıkarılması planlanıyor.
Manisa Sağlık Müdürü Dr. Ziya Tay, kentte 10 mahalledeki bin 357 kadının meme kanseri taramasından geçirildiğini bildirdi.
Dr. Tay, Manisa Belediyesi Encümen Salonu’nda, Belediye Başkan Yardımcısı Nursel Ustamehmetoğlu, İl Sağlık Müdür Yardımcısı Serdağ Etiz, İl Sağlık Müdürlüğü Kanser Kontrol Şube Müdürü Uzman Dr. Koray Erbudak, Belediye Kültür ve Sosyal  İşlerMüdürü Yonca Ekmekçi’nin katılımıyla 3. Meme Kanseri Taraması Programı protokolüne imza attı.
Dr. Tay, Manisa Sağlık Müdürlüğünün geçen yıl başlatılan ve Manisa Belediyesi ile imzalanan 2 ayrı protokolle 10 mahallede bin 357 kadının meme kanseri taramasından geçirildiğini anımsattı.

Bunlardan 4 kadında kanser teşhis edildiğini ve tedavi altına alındığını belirten Tay, şöyle konuştu:
“Taramalarda 280 kadında risk grubu oluşturan bulgular tespit edilerek takip altına alındı. Taramalarımızın bir kısmı kadınlarımızın evinde, bir kısmı ise Merkez Efendi Devlet Hastanesi bünyesinde yer alan Kanser Erken Teşhis Merkezi’nde yapıldı. İmzaladığımız 2009-2010 dönemini kapsayan protokol çerçevesinde 75. Yıl, Güzelyurt, Hafsa Sultan, Laleli, Mesir ve Uncubozköy mahallelerimizde 50-69 yaş grubundaki  toplam 3 bin 329 kadına yönelik meme kanseri tarama programı planlanıyor. Bu kadınların en az 2 bin 400′üne yani yüzde 70′ine ulaşılması hedefleniyor. Türkiye’de ilk defa böyle kapsamlı meme kanseri taraması yapılmaktadır.”
Taramaların  bir doktor ve 4 hemşire tarafından mahallelerdeki kadınların evlerinde yapılacağını ifade eden Tay, kadınlara randevu verilerek belirtilen tarihlerde nakil araçları ile Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi’nde (KETEM) kapsamlı taramadan geçirileceğini söyledi.
Dr. Ziya Tay, hedeflerinin merkezde 56 mahallede yaklaşık 20 bin kadını meme kanseri taramasından geçirmek ve Manisa’nın meme kanseri haritasını çıkarmak olduğunu bildirdi.
Manisa Belediye Başkan Yardımcısı Ustamehmetoğlu ise imzalanan protokol çerçevesinde belediyenin tanıtım, duyuru ve araç temini konularında İl Sağlık Müdürlüğüne destek olacağını kaydetti.

yağlı saçlar

Sigaranın Zararları Nelerdir?

Sigaranın zararları artık tüm dünya tarafından bilinmektedir. Fakat hala sigara içen insan sayısı oldukça fazladır. Sigara kullanımı merkezî sinir sisteminde uyarılma yaratırken çizgili kaslarda gevşeme oluşturmaktadır. Bu etkiler toleras oluşmasına ve bağımlılığın ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Tütün ve sigaraya başlama nedenleri genellikle sosyal etkenlerdir. Büyükleri taklit etmek, arkadaşlar arasında kendini kanıtlamak ve basından etkilenmek, yeterinde olgunlaşmamanın bir göstergesidir. Özellikle ergenlik döneminde, grup içinde kabul görme, gruptan kopamama, aşağılık duygusundan kurtulma, arkadaşlarına üstün sağlamaya uğraşma, kişilik kanıtlama, üzüntü ve yalnızlığı giderme gibi nedenler, sigaraya başlama sebebi olur.

 

Sigara içenlere, zararlarını bildiği halde sigarayı niçin içmeye başladığı sorulduğunda, bazıları duyduğu zararları ciddiye almadığını, çünkü içen yakınlarında bunlara böyle şiddetle görmediğini söylenmektedir. Diğerleri ise bırakmanın çok güç olduğu görüşündedir. Ergenlik döneminde sigaraya başlayan erişkinlerin %80′i bağımlılıktan kurtulamamış durumdadır.

Sigara içenlerin çocukların, sigara içmeyenlerin çocuklarına göre daha yüksek oranda sigara alışkanlığı edindikleri anlaşılmıştır. Bu da aile tutumunun, kişinin davranışları üzerinde etkisinin bir kanıtıdır. Bu çocuklar, sigara içmeyi erişkinlik ve olgunluğun bir kanıtı gibi kabul etmektedirler. Çocuklar önce, şeker, sakız şeklinde sigara daha sonra da gerçek sigara ile bu davranış taklit etmektedirler.

Sigaraya başlamada önemli bir etken de sigara üretenlerin gazete, dergi, TV gibi basın araçlarına verdikleri çekici reklamlardır. Bu reklamlar, sigara içmeyi kendine güven, bağımsızlık ve arkadaşlarca kabul edilmenin bir anahtarı gibi sunmakta, böylece gençlerin bu dönemdeki duyarlığını sömürmektedir. Sigara içenler bu reklamlarda genç, çekici ve popüler kişiler olarak sunulmaktadır. Bu kişiler ata binmekten, seçkin lokantalarda yemek yemeye, rüzgar sörfü gibi ilginç sporlar yapmaya, cazip aktiviteler içinde gösterilmekte, böylece sigara içmekle onlar gibi olunacağı mesajı verilmektedir. Reklamlar, sigara içenleri sağlık ve pırıl pırıl insanlar olarak yansıtmaktadır.

Sigaranın topluma verdiği zararlar düşünülerek ülkemizde 7.11.1996 tarih ve 4207 sayılı yasayla; tütün ve tütün mamullerinin içilmesi bir kısım yerlede yasaklanmıştır.

Bu kanuna göre; sağlık, eğitim ve kültür hizmeti veren yerlerde, kapalı spor salonlarında, toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ile bunların bekleme salonlarında sigara içmek yasaklanmıştır. Kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda da tütün ve mamülerinin içilmesi yasaklanmıştır.

4207 sayılı yasa ile belirtilen yerlerde tütün ve tütün mamüllerini içenlere para cezası da getirilmiştir.

İlk kez sigara içildiğinde, içeni rahatsız eden bazı fiziksel değişiklikler oluşur. Bunlar, kalp hızında artma, baş dönmesi, göz yaşarması, öksürük nöbetleri ve bulantıdır. Bazıları içi bu belirtiler sigara içmemek için bir neden oluştururken diğerlerini caydıramadığı ortadadır. Bu kişiler için sigaranın dudakta yarattığı dokunma duyusu, ağızda bıraktığı tat, dumanın akciğere yaptığı uyarı ve psikolojik doyum hissi, içmeye devam etmenin nedenidir.

Sigara, pipo ya da puro içen bir kişi, her nefes dumanla birlike, akciğerlerine 4000 kimyasal maddeyi çekmektedir. Bunlardan en az 1000 tanesi, zararlı olduğu kanıtlanmış maddelerdir. Bunlardan en zararlıları nikotin, katran ve karbon monoksittir.

Nikotinin vücut organlarına etkileri genellikle uyarıcı niteliktedir ve bağımlılığa neden olur. Beyin dalgalarının yapısını değiştirir, kalp hızını, kan basıncını, her atımda kalpten pompalanan kan hacmini, kalbin kasılma kuvvetini arttırır. Deriye giden kan damarlarını ve toplardamarları daraltır, sempatik sinir aktivitesini, böbrek üstü bezlerden hormon salımını artırarak pıhtılaşmada rol oynayan faktörlerin düzeylerini düşürür. Akciğerlerde hava yoluna zehirli gazla ve parçacıkları yerleştirir, tahriş öksürüğü yapar, solunum güçlüğüne neden olur, pankreatik sıvı salınımını azaltır, kanda şeker, laktik asit ve yağ türevi maddelerin düzeyini yükseltir.

Tütünün yanması ile oluşan katran, sigara içenlerin dişlerinde, parmaklarında gözle görülebilir bir kahverengilik bırakırken, solunum yolundaki tüysü yapıyı bozar. Böylece yabancı maddeler tutulup süzülemez ve hastalıklara yakalanma riski artar. Katran yüzlerce kansere neden olan madde (kanserojen) taşır. Akciğer, boğaz ve ağız içinde oluşan kanserler tütün içiminde katran solunmasına bağlıdır.

Karbon monoksit solunduğu zaman, kanda oksijeni taşıyan hemoglobin molekülleri oksijenle yer değiştirir. Yani, sigara içenlerde vücut hücrelerinde daha az oksijen taşınır. Kalp çok çalışır. kısa kısa soluk alınır. ancak vücuda alınan oksijen miktarı yeterli gelmez.

Sigara içme yerine tütün çiğnemenin daha az zararlı olduğu inancı yanlıştır, çünkü tütün çiğnendiğinde de aynı zararlı maddeler alınmış olur.

Uzun süreli tütün kullanımı ve sigara içmenin vücuda etkileri:
Dünya üzerinde her beş kişiden birinin sigaraya bağlı sağlık sorunları nedeniyle öleceği düşünülmektedir. Çeşitli uyarı kampanyalarının sonucu, gelişmiş ülkelerde sigara tiryakiliği 1980′lerden itibaren azalmıştır. Ancak az gelişmiş ülkelerde tiryaki sayısı artmaya devam etmektedir.
Sigaranın sağlığa zararlı başlıca etkileri şunlardır:

Sigara içenlerin kalp krizi geçirme riski, içmeyenlere göre üç kat daha fazladır.
Sigara içenlerin soluduğu zehirli maddeler, kalbin, vücut hücrelerine yeterli oksijen taşıyabilmek için daha fazla çalışmasına neden olur.
Kanın, kan damarı duvarlarına yaptığı kuvvetli itme nedeniyle kan damarları uyarılır ve kan basıncı artışına neden olur.
Nikotin, damar duvarlarında yağlı maddelerin birikmesi sonucu athero skleroz (damar sertliği) gelişmesine yardımcı olur.
Bu olay, kalbi besleyen damarlar da geliştiği için kalp krizi geçirme riski artar.
Beyni besleyen damarlarda da geliştiği için kalp krizi geçirme riski artar.
Bacak damarlarında oluşan tıkanıklık sonucu Bürger (Buerger) hastalığı oluşabilir. Bu hastalık, damar tıkanıklığı sonucu kangren gelişimi ve bacağın kesilmesine neden olur.
Sigara içenler, solunum yollarının hasar görmesine bağlı olarak tahriş öksürüğünden yakınırlar. Sigara içmeye devam edilirse bu öksürük solunum yolunu temizlemeye yetmez. Solunum yolunu dolduran balgam nedeniyle kronik bronşit denen tablo ortaya çıkar. Çeşitli sporları yapmak bir yana, merdiven çıkmak bile solunum sıkıntısına neden olur.
Sigara içmeye devam edilirse akciğerlerde, alveoller kasılıp gevşeme yeteneklerini kaybederler. Şişme özelliğini kaybettikleri için gaz alışverişini yapamazlar. Amfizem denen bu hastalığın geri dönüşü yoktur. Hastalar bir kibrit çöpünü bile söndüremezler. Sigara içimi sonlandırılırsa hastalığın ilerlemesi önlenebilir.
Sigara içimi çeşitli kanserlerin gelişmesinde önemli bir faktördür. Akciğer kanseri nedeniyle olan ölümlerin %87’sinin sigara içen kişiler olduğu bilinmektedir. Sigara içenlerde gırtlak kanseri 4-10 kat daha fazla görülmektedir.
Akciğer kanseri saptandığında genellik tedavisi olanaksızdır. Bu nedenle de genellikle öldürücü bir hastalıktır. Akciğer kanseri gelişmiş ülkelerde başlıca ölüm nedenlerinden biridir.
Sigara kullanımı, ağız içi, dudak, boğaz ve dil kanserleri ile de yakın ilişki gösterir. Ağız ve boğaz kanserleri özellikle pipo ve puro içenlerde görülür, kişi bir de alkol kullanıyorsa risk daha da artar.
Sigara kullanan gebe kadınların bebekleri düşük doğum ağırlığı ile doğarlar. Bu nedenle de yaşama şansları düşüktür. Kolayca bulaşıcı hastalıkara yakalanan bu bebeklerin zekâ gelişiminide olumsuz etkiler. Sigara, gebeliklerin düşükle sonlanmasına da yol açar
Sigara ülser, gastrit gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarını arttırır. Balgamla yutulan katran yemek borusu kanserine neden olur. Sigara, sürekli yarayı tahrip ettiği için sigara içenlerin ülserleri zor tedavi edilir.
Sigara, kadın ve erkekte yumurta hücrelerini etkileyerek kısırlığa neden olabilir. Prostat kanseri riskini arttırır.
Sigara içen kişiler daha çabuk hastalanırlar. Soğuk algınlığı, alerjiler, grip, zatürreye sık yakalanırlar. Ayrıca burun akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısından yakınırlar.

Kısacası sigara; yaşlanmayı hızlandıran, ömrü kısaltan zararlı bir alışkanlıktır. Siğara içmek ağır çekimli bir intihardır.

İnce kıyılmış tütün yapraklarının özel bir kâğıt arasında sarılmasıyla elde edilen sigara çok uzun süredir ve yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Sigara kullanımı merkezî sinir sisteminde uyarılma yaratırken çizgili kaslarda gevşeme oluşturmaktadır. Bu etkiler toleras oluşmasına ve bağımlılığın ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Tütün ve sigaraya başlama nedenleri genellikle sosyal etkenlerdir. Büyükleri taklit etmek, arkadaşlar arasında kendini kanıtlamak ve basından etkilenmek, yeterinde olgunlaşmamanın bir göstergesidir. Özellikle ergenlik döneminde, grup içinde kabul görme, gruptan kopamama, aşağılık duygusundan kurtulma, arkadaşlarına üstün sağlamaya uğraşma, kişilik kanıtlama, üzüntü ve yalnızlığı giderme gibi nedenler, sigaraya başlama sebebi olur.

Sigara içenlere, zararlarını bildiği halde sigarayı niçin içmeye başladığı sorulduğunda, bazıları duyduğu zararları ciddiye almadığını, çünkü içen yakınlarında bunlara böyle şiddetle görmediğini söylenmektedir. Diğerleri ise bırakmanın çok güç olduğu görüşündedir. Ergenlik döneminde sigaraya başlayan erişkinlerin %80′i bağımlılıktan kurtulamamış durumdadır.

Sigara içenlerin çocukların, sigara içmeyenlerin çocuklarına göre daha yüksek oranda sigara alışkanlığı edindikleri anlaşılmıştır. Bu da aile tutumunun, kişinin davranışları üzerinde etkisinin bir kanıtıdır. Bu çocuklar, sigara içmeyi erişkinlik ve olgunluğun bir kanıtı gibi kabul etmektedirler. Çocuklar önce, şeker, sakız şeklinde sigara daha sonra da gerçek sigara ile bu davranış taklit etmektedirler.

Sigaraya başlamada önemli bir etken de sigara üretenlerin gazete, dergi, TV gibi basın araçlarına verdikleri çekici reklamlardır. Bu reklamlar, sigara içmeyi kendine güven, bağımsızlık ve arkadaşlarca kabul edilmenin bir anahtarı gibi sunmakta, böylece gençlerin bu dönemdeki duyarlığını sömürmektedir. Sigara içenler bu reklamlarda genç, çekici ve popüler kişiler olarak sunulmaktadır. Bu kişiler ata binmekten, seçkin lokantalarda yemek yemeye, rüzgar sörfü gibi ilginç sporlar yapmaya, cazip aktiviteler içinde gösterilmekte, böylece sigara içmekle onlar gibi olunacağı mesajı verilmektedir. Reklamlar, sigara içenleri sağlık ve pırıl pırıl insanlar olarak yansıtmaktadır.

Sigaranın topluma verdiği zararlar düşünülerek ülkemizde 7.11.1996 tarih ve 4207 sayılı yasayla; tütün ve tütün mamullerinin içilmesi bir kısım yerlede yasaklanmıştır.

Bu kanuna göre; sağlık, eğitim ve kültür hizmeti veren yerlerde, kapalı spor salonlarında, toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ile bunların bekleme salonlarında sigara içmek yasaklanmıştır. Kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda da tütün ve mamülerinin içilmesi yasaklanmıştır.

4207 sayılı yasa ile belirtilen yerlerde tütün ve tütün mamüllerini içenlere para cezası da getirilmiştir.

İlk kez sigara içildiğinde, içeni rahatsız eden bazı fiziksel değişiklikler oluşur. Bunlar, kalp hızında artma, baş dönmesi, göz yaşarması, öksürük nöbetleri ve bulantıdır. Bazıları içi bu belirtiler sigara içmemek için bir neden oluştururken diğerlerini caydıramadığı ortadadır. Bu kişiler için sigaranın dudakta yarattığı dokunma duyusu, ağızda bıraktığı tat, dumanın akciğere yaptığı uyarı ve psikolojik doyum hissi, içmeye devam etmenin nedenidir.

Sigara, pipo ya da puro içen bir kişi, her nefes dumanla birlike, akciğerlerine 4000 kimyasal maddeyi çekmektedir. Bunlardan en az 1000 tanesi, zararlı olduğu kanıtlanmış maddelerdir. Bunlardan en zararlıları nikotin, katran ve karbon monoksittir.

Nikotinin vücut organlarına etkileri genellikle uyarıcı niteliktedir ve bağımlılığa neden olur. Beyin dalgalarının yapısını değiştirir, kalp hızını, kan basıncını, her atımda kalpten pompalanan kan hacmini, kalbin kasılma kuvvetini arttırır. Deriye giden kan damarlarını ve toplardamarları daraltır, sempatik sinir aktivitesini, böbrek üstü bezlerden hormon salımını artırarak pıhtılaşmada rol oynayan faktörlerin düzeylerini düşürür. Akciğerlerde hava yoluna zehirli gazla ve parçacıkları yerleştirir, tahriş öksürüğü yapar, solunum güçlüğüne neden olur, pankreatik sıvı salınımını azaltır, kanda şeker, laktik asit ve yağ türevi maddelerin düzeyini yükseltir.

Tütünün yanması ile oluşan katran, sigara içenlerin dişlerinde, parmaklarında gözle görülebilir bir kahverengilik bırakırken, solunum yolundaki tüysü yapıyı bozar. Böylece yabancı maddeler tutulup süzülemez ve hastalıklara yakalanma riski artar. Katran yüzlerce kansere neden olan madde (kanserojen) taşır. Akciğer, boğaz ve ağız içinde oluşan kanserler tütün içiminde katran solunmasına bağlıdır.

Karbon monoksit solunduğu zaman, kanda oksijeni taşıyan hemoglobin molekülleri oksijenle yer değiştirir. Yani, sigara içenlerde vücut hücrelerinde daha az oksijen taşınır. Kalp çok çalışır. kısa kısa soluk alınır. ancak vücuda alınan oksijen miktarı yeterli gelmez.

Sigara içme yerine tütün çiğnemenin daha az zararlı olduğu inancı yanlıştır, çünkü tütün çiğnendiğinde de aynı zararlı maddeler alınmış olur.

Uzun süreli tütün kullanımı ve sigara içmenin vücuda etkileri:
Dünya üzerinde her beş kişiden birinin sigaraya bağlı sağlık sorunları nedeniyle öleceği düşünülmektedir. Çeşitli uyarı kampanyalarının sonucu, gelişmiş ülkelerde sigara tiryakiliği 1980′lerden itibaren azalmıştır. Ancak az gelişmiş ülkelerde tiryaki sayısı artmaya devam etmektedir.
Sigaranın sağlığa zararlı başlıca etkileri şunlardır:

Sigara içenlerin kalp krizi geçirme riski, içmeyenlere göre üç kat daha fazladır.
Sigara içenlerin soluduğu zehirli maddeler, kalbin, vücut hücrelerine yeterli oksijen taşıyabilmek için daha fazla çalışmasına neden olur.
Kanın, kan damarı duvarlarına yaptığı kuvvetli itme nedeniyle kan damarları uyarılır ve kan basıncı artışına neden olur.
Nikotin, damar duvarlarında yağlı maddelerin birikmesi sonucu athero skleroz (damar sertliği) gelişmesine yardımcı olur.
Bu olay, kalbi besleyen damarlar da geliştiği için kalp krizi geçirme riski artar.
Beyni besleyen damarlarda da geliştiği için kalp krizi geçirme riski artar.
Bacak damarlarında oluşan tıkanıklık sonucu Bürger (Buerger) hastalığı oluşabilir. Bu hastalık, damar tıkanıklığı sonucu kangren gelişimi ve bacağın kesilmesine neden olur.
Sigara içenler, solunum yollarının hasar görmesine bağlı olarak tahriş öksürüğünden yakınırlar. Sigara içmeye devam edilirse bu öksürük solunum yolunu temizlemeye yetmez. Solunum yolunu dolduran balgam nedeniyle kronik bronşit denen tablo ortaya çıkar. Çeşitli sporları yapmak bir yana, merdiven çıkmak bile solunum sıkıntısına neden olur.
Sigara içmeye devam edilirse akciğerlerde, alveoller kasılıp gevşeme yeteneklerini kaybederler. Şişme özelliğini kaybettikleri için gaz alışverişini yapamazlar. Amfizem denen bu hastalığın geri dönüşü yoktur. Hastalar bir kibrit çöpünü bile söndüremezler. Sigara içimi sonlandırılırsa hastalığın ilerlemesi önlenebilir.
Sigara içimi çeşitli kanserlerin gelişmesinde önemli bir faktördür. Akciğer kanseri nedeniyle olan ölümlerin %87’sinin sigara içen kişiler olduğu bilinmektedir. Sigara içenlerde gırtlak kanseri 4-10 kat daha fazla görülmektedir.
Akciğer kanseri saptandığında genellik tedavisi olanaksızdır. Bu nedenle de genellikle öldürücü bir hastalıktır. Akciğer kanseri gelişmiş ülkelerde başlıca ölüm nedenlerinden biridir.
Sigara kullanımı, ağız içi, dudak, boğaz ve dil kanserleri ile de yakın ilişki gösterir. Ağız ve boğaz kanserleri özellikle pipo ve puro içenlerde görülür, kişi bir de alkol kullanıyorsa risk daha da artar.
Sigara kullanan gebe kadınların bebekleri düşük doğum ağırlığı ile doğarlar. Bu nedenle de yaşama şansları düşüktür. Kolayca bulaşıcı hastalıkara yakalanan bu bebeklerin zekâ gelişiminide olumsuz etkiler. Sigara, gebeliklerin düşükle sonlanmasına da yol açar
Sigara ülser, gastrit gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarını arttırır. Balgamla yutulan katran yemek borusu kanserine neden olur. Sigara, sürekli yarayı tahrip ettiği için sigara içenlerin ülserleri zor tedavi edilir.
Sigara, kadın ve erkekte yumurta hücrelerini etkileyerek kısırlığa neden olabilir. Prostat kanseri riskini arttırır.
Sigara içen kişiler daha çabuk hastalanırlar. Soğuk algınlığı, alerjiler, grip, zatürreye sık yakalanırlar. Ayrıca burun akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısından yakınırlar.

Kısacası sigara; yaşlanmayı hızlandıran, ömrü kısaltan zararlı bir alışkanlıktır. Siğara içmek ağır çekimli bir intihardır.

kumlucada sigara bırakma merkezi

Elma Bağırsak Kanserine İyi Geliyor

– Tüketici Hakları Derneği Samsun Şubesi Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, elmanın bilinenden daha da yararlı bir meyve olduğunu ve sürekli tüketilmesi gerektiğini söylemektedir.

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Dinççağ, elmanın faydalı bir meyve olduğunu ifade ederek, her öğün tüketilmesi gereken meyve olduğunu belirtti. İçerisinde birçok mineral ve vitamin bulunduran elmanın şifa kaynağı olduğunu kaydeden Dr. Dinççağ şunları söyledi:
“Elmada sadece 50 kalori vardır ve içinde bulunan petkinden dolayı doyurucudur. Zayıflamak için mükemmel bir meyvedir. Düşük kalorili olduğu için şişmanlığı önler. Kan şekeri düzeyini ve yüksek tansiyonu olumlu etkiler. Öğle yemeğinden önce yenen bir elma, bağırsakta bakterilerin çoğalıp azalmasını ayarlamada rol oynar ve bu sayede kabızlığı önler.
Elmadaki C vitamini vücudun savunma sistemini kuvvetlendirir. Bunun sonucu olarak soğuk algınlığı virüsleri vücuda giremez. Bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltır. Yemeklerden sonra yenen elma, çoğu zaman diş fırçalamaktan daha iyi etki yapar. Çünkü elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şekilde temizlenir. Elmadaki petkin maddesi, zararlı kolesterolü (LDL) düşürür, atardamarları koruyan faydalı kolesterolü (HDL) yükseltir.
Elmadaki etkili maddelere yeni keşfedilen “phenylalanin” de eklendi. Bu madde, vücutta bulunan ve kalbin çalışmasında destek olan Q enzimini faaliyete geçirir. Demir, C vitamini ile birleştiğinde organizma tarafından mümkün olduğunca iyi şekilde alınır. Elmada her ikisi de vardır.”

elmanın yararları,elma,elma kansere iyi geliyor,elma bağırsak kanserine iyi geliyor

Proton Işınlarıyla Kanser Tedavisi

Kanser, halk dilinde kötü hastalık tüm dünyada insanların ölmesine sebep olan bir hastalıktır. Günümüzde insanların çoğu kanserden ölmektedir. Fakat tıp kanserden kurtulma konusunda sürekli yol katedmektedir. Dünyanın önde gelen kanser hastahanelerinden biri olan ABD’nin California Eyaletindeki M.D Anderson’da proton ışınlama yönteminin uygulandığı yeni bir merkez kuruldu.
M.D Anderson’da Radyasyon Onkoloji Bölümünün Başkanı Dr. James Cox, proton tedavisiyle tümör üzerinde daha güçlü bir ışınlamanın yapılabildiğini vurgulayarak bunun yanısıra sağlıklı hücrelere daha az zarar verildiğini ve yan etkilerinin de daha az olduğunu söyledi.

 


Çocuklarda Bu Yöntem Tercih Ediliyor
Cox, göz, omurilik, kafatası gibi gibi hassas yerlerle, yüksek doz gerektiren durumlarda ve radyasyonun yan etkilerine daha hassas olan çocuklarda proton yönteminin yeğlendiğini belirtti.
1950li yıllarda yalnızca araştırma amaçlı kullanılan proton yöntemi, radyasyon yerine ilk kez 1990 yılında ABD’de California Eyaletinde Loma Linda Üniversitesi Hastahanesi’nde kullanıldı.
Uzmanlar ancak proton kullanımının maliyetinin, radyosyon yönteminden üç katı daha fazla olduğuna da dikkat çekiyorlar.

kanser,kanser tedavisinde proton ışınları,proton,kanser tedavisi,kanser belirtileri,kanser hastalığı