Aşırı Terleme Hastalık Habercisi

Terleme, vücut ısısının ayarlanması için gerekli olan fizyolojik bir mekanizmadır. Fakat aşırı terleme herhangi bir hastalığın habercisi olabilir. Sizde aşırı terlemeden şikayetçi iseniz doktora başvurmanızda fayda vardır.
Hayatı olumsuz yönde etkileyen ve hiperhidroz adı verilen bu tür aşırı terlemeye toplumda yüzde 2-3 oranında görülüyor.


Alman Hastanesi Dermatoloji Uzmanlarından Dr. Belma Bayraktar, aşırı terlemenin çoğu zaman bir hastalığı da çağrıştırabildiğini anlattı:
“Vücudun kendini soğutmak için günde 4-5 defa terlemesi normal olarak kabul edilmektedir. Zira terleme, egzersiz esnasında, sıcak veya soğuk havalarda vücut sıcaklığını ayarlamak için gerekli fizyolojik bir mekanizmadır.
Terleme gerekenden çok fazla olursa, kişiyi huzursuz eden, can sıkıntısına neden olan, endişe veren, stres yaratan utandıran ve cildi tahriş eden bir tabloya yol açabilir.
Bu durum kişinin başka kişilerle ilişki kurmasını, iş ve kariyer seçimini, ruhsal sağlığını ve kişisel görüntüsünü, yaşam kalitesini çok olumsuz etkileyebilir.
Aşırı terleme ciddi bir sağlık sorunudur. Hastaların yüzde 30-35′inde aile hikayesi (genetik veya ırsi geçiş) görülmektedir. Vücudun her bölgesinde ter salgılanması sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilir ve dengelenir. Bu sistemin çalışmasının bozulması aşırı terlemeye yol açar.”
Dr. Belma Bayraktar, terlemenin bölgesel ve yaygın olmak üzere iki grup olarak değerlendirildiğini açıkladı:
Bölgesel terleme: El, yüz, ayak ve koltuk altında aşırı terleme olarak görülür. Genellikle çocukluk ve ergenlik (10-20′li yaşlarda) döneminde başlar. Yaşam boyu aralıklı veya sürekli devam eder. Her cins, ırk ve yaş grubunda görülebilir. Sıcakta artış gösterir, bunun yanı sıra kış aylarında hafifler.
Sinirlenme, kaygı, stres ve heyecan terlemeyi artırır. Terleme olan bölgelerde bakteri tutunması kolaylaşır. Bu yüzden de koku olur.
Yaygın terleme: Vücudun tamamında veya büyük bölümünde ortaya çıkan aşırı
terlemedir. Genellikle bazı hastalıklarla birlikte görülür.
Sıkça rastlanan sebepleri:
# Şişmanlık
# İlaçlar(insülin, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, hormonlar)
# Alkolizm, madde kullanımı
# Kalp ve akciğer hastalıkları
# Nörolojik hastalıklar (Parkinson, omurilik yaralanmaları, inme)
# Endokrin Bozukluklar (tiroid bezinin aşırı çalışması, diyabet, böbreküstü bezi hastalıkları)
# Gebelik, menapoz
# Enfeksiyon hastalıkları (tüberküloz, ateşli hastalıklar)
# Şiddetli psikiyatrik hastalıklar
# Ayrıca iki yaş altı çocuklarda D vitamini eksikliği sonucu görülen raşitizm
hastalığında da sıklıkla terleme artışı görülür.
Terlemeye karşı önlemler:
# Beyaz, hafif, pamuklu giysiler giyilmesi
# Temiz, havadar ortamlarda bulunulması
# Kurutucu pudra ve solüsyonların kullanılması
Çeşitli tedavi yolları:
İyontoforez: Bu yöntem düşük elektrik akımı ile terleme tedavisini öngörüyor. El, ayak, koltukaltı için uygulanıyor. Hafif, orta vakalarda, haftada
yaklaşık 2 kez 1-3 ay boyunca uygulanıyor. Yöntem, terleyen bölgenin, içinden elektrik akımı geçen özel bir solüsyonda bekletilmesi mantığına dayanıyor.
Botox: Vücuda enjekte edilen Botolinum toksininin ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetini azaltmasıyla tedavi gerçekleştirilmekte. 8-10 ay aralıklarla uygulanıyor.
Sempatektomi: Terleyen bölgelerin sinirlerinin genel anestezi altında cerrahi olarak kesilmesi. Göğüs-kalp-damar cerrahları tarafından uygulanıyor. Maliyeti yüksek bir işlem olup, işlem sonrası cerrahi bakım gerekiyor. Komplikasyon riski bulunan yöntemin geri dönüşümü ise yok. Koltukaltı terlemesinde cerrahi yöntemlerle bölgesel ter bezlerinin çıkarılması da ayrı bir tedavi yöntemi.
Klipsleme: Sinir kesisi olmadan titanyumdan yapılan bir maddeyle sinirin klipslenmesi. Geri dönüşümü mümkün. Vazgeçildiğinde klips çıkarılabilir. Bütün bunlara ek olarak stresli kişilerde psikoterapi de tavsiye ediliyor.

 

aşırı terleme bozukluğu,aşırı terleme nasıl geçer,aşırı terleme ve nöroloji,aşırı terlemenin hormonsal bozukluk,ciltte tahriş görüntüsü,demra,demra hastalıgı,demra tedavisi,derma hastalığı,derma hastalıgının resımlerı,derma hastalığının resimli görüntüsü,derma icin ne iyi gelir,derma neden çıkar,DERME HASTALIGI,el terlemesine neden olan hormon bozukulukları,enfeksiyon terleme yaparmi,ermişhormon bozukları,heyecandan terlemeye bitkisel çözüm,hormon bozukluğu terleme,hormon bozukluğu terleme yapar mı?,hormon bozukluğuna bağlı terleme,hormon bozukluğunda aşırı terleme,hormon terleme,hormonal bozukluk ve ter kokusu,hormonal bozuklukların kokuları ve tedavisi,hormonlara bağlı terleme,NÖROLOJİK HASTALIKLAR TERLEME YAPARMI,şifalı bitkiler derma,stres gece terleme yaparmı,stres sonucu aşırı terleme,stres terlemesi nasıl geçer,stresten terlemek,terleme bozukluğu,terlemeye karşı botoks maliyeti nedir,

Deprem Sonrası Çocuklarla İletişim

Deprem, doğal afetlerin belkide en kötüsüdür. Depremlerde milyonlarca insan ölmektedir. Sağ kalanlar ise yakınlarını kaybettikleri için psikolojik bir travma yaşarlar. Özellikle çocuklar bu gibi durumlarda daha çok etkilenir.Kötü hava kosullari, barinma kosullarinin istedigimiz gibi olmamasi, çocuklarin okul durumu, artçi depremlerin sürme olasiligi gibi pek çok faktör yasanan stresi arttirir. Ayrica üzüntü, pismanlik, öfke gibi yasamakta oldugumuz tüm duygular çocuklarimizla olan iliskilerimizi daha da güçlestirebilir. Ne var ki çocuklar da bu dogal felaketten ayni bizim gibi etkilenmislerdir. Arastirmalar dogal felaketlerden en çok yara alan gruplarin çocuklar, gençler ve yaslilar oldugunu göstermektedir. Ancak anne ve babalarindan, arkadaslarindan, ögretmenlerinden ve diger aile üyelerinden yakin ilgi ve destek gören çocuklarin dogal afetin sonuçlarindan daha az etkilendiklerini ve daha kolay ve çabuk basa çiktiklarini iyi biliyoruz.
Çocuklariniza yardimci olabilmeniz için sizin yardima muhtaç durumda olmamaniz gerekir. Eger kendinizi çocuklarinizla asagida önerildigi sekilde ilgilenecek kadar iyi hissetmiyorsaniz psikolojik yardim almaktan çekinmeyin. Kendinizi iyi hissetseniz, önerilere uysaniz bile deprem sonrasindaki bu iyilesme sürecinin zaman alacagini, bazi olaylarin ve yasantilarin zaman zaman durumu geriye götürecegini bilin. Iyilesme sürecinde, en çok yarar gördügünüz önerilere agirlik verin, gelecege yönelin ve genellikle olumlu bir tutum içinde olmaya çalisin. Elinizdeki brosür bu konuda size yardimci olmak üzere hazirlanmistir. Bu brosürün disinda ihtiyaciniz olan her türlü destegi alabileceginiz herkese ve her kuruma bas vurmaktan çekinmeyin.

 


ÇOCUKLAR IÇIN DEPREMIN ANLAMI NEDIR?
Çocuklar da yetiskinler gibi deprem felaketinden korkarlar. Ne var ki depremi, biz yetiskinler gibi kontrolümüz disinda olan dogal bir olay olarak anlamakta güçlük çekerler. Üstelik çocuklar, kendilerini koruyan ve tamamen güven duyduklari yetiskinlerin bu olay karsisinda çaresiz kalmasindan endise duyarlar.
Okulöncesi dönemdeki çocuklar bu felaketin, anne-babasinin onaylamadigi bir düsüncesi ya da davranisi nedeniyle baslarina geldigini sanirlar.
Okul çagindaki çocuklar ise dogal olaylari anlayabilirler. Ancak, böylesine büyük bir felaketi daha önce yaptiklari kötü bir davranistan dolayi kendilerine verilen bir ceza olarak algilayabilirler.
Ergenlerin depremi algilayisi ise yetiskinlerinkine oldukça benzerdir. Ancak bu felaketin kendi baslarina gelmis olmasindan öfke duyabilirler.
ÇOCUKLARIN DEPREME OLAN TEPKILERINI NELER ETKILER?
Çocuklarin deprem felaketi karsisindaki tepkileri birbirinden farkli olabilir. Bazilari depremin hemen ardindan birtakim davranis degisiklikleri gösterirken, bazilari günler ve haftalar, hatta aylarca hiçbirsey olmamis gibi davranip daha sonra problemli davranislar sergileyebilirler. Bu yüzden önümüzdeki aylar içinde elinizdeki brosürü zaman zaman alip okuyun. Böylece depremin normal psikolojik etkileri konusunda hem daha iyi bilgilenecek hem de önerileri unutmamis olacaksiniz.
Çocuklarin depremden etkilenme derecesini bir takim faktörler belirlemektedir. Bunlar:
Ailenin tepkisi: Çocuk depremden dogrudan etkilenmese bile ailesinin deprem karsisindaki tepkileri ve korkularindan çok etkilenebilir. Çocugun deprem karsisinda çaresiz kalan ailesine olan güveni sarsilabilir. Ailesinin felaket karsisindaki korku ve kaygilarindan en çok da okul öncesi yas grubundaki çocuklar etkilenirler. Bu nedenle bir yandan kendinizi diger yandan da çocuklarinizi yeniden güçlendirmeye çalisiniz.
Kayip derecesi: Çocugun deprem felaketinde tanik oldugu ya da gördügü hasar ve kayip ne kadar büyük ise etkilenme derecesi de o kadar fazla olacaktir. Özellikle aileden bir veya daha fazla kisinin öldügü veya agir yaralandigi, çocugun kendisinin yaralandigi ya da evinin ve okulunun yasanamaz hale geldigi durumlarda çocuk, bu felaketle basa çikmada oldukça zorlanir. Aile üyelerinden birinin ölümünden dolayi rollerin degistigi, örnegin, annenin baba, ablanin anne rolünü üstlenmek zorunda kalmasi gibi durumlarda aile içi iliskilerde zorluklar yasanacaktir. Çocuk, bu kosullarda yeni yasama geçerken daha da zorlanacaktir.
Depremi yasamayan çocuklar bile, hiçbir kayiplari olmadigi halde televizyonda gördüklerinden ve yetiskinlerin olay hakkindaki konusmalarindan etkilenebilir ve benzer tepkileri gösterebilirler.
Yas / Cinsiyet: Çocuklarin zihni yetiskinlerinkinden daha esnek ve islenmeye daha uygun oldugu için, çocuklar hem olumlu hem de olumsuz etkilere daha açiktirlar. Bu nedenle felakette yasanan olaylardan etkilenme olasiliklari daha yüksektir. Cinsiyet açisindan ise kiz çocuklarinda içe dönük ve sessiz, sakin olma; erkek çocuklarinda ise hiperaktif davranislar (oldugu yerde duramama, sürekli hareket etme) daha fazla görülmektedir.
Daha önceki yasantilar: Depremden önce baska örseleyici yasantilari olan çocuklar bu felaketten daha çok etkilenebilirler. Örnegin, anne babasi bosanmis, kendisi siddete maruz kalmis, aile içinde siddeti gözlemlemis ya da ailesinde ciddi bir saglik problemi yasayan çocuklar gibi. Ayrica deprem öncesinde de bazi psikolojik problemleri olan veya okul basarisi zaten iyi olmayan çocuklarin, bu tür yasantilari olmayan çocuklara göre deprem felaketinden daha çok etkilenmeleri beklenebilir. Ancak su da unutulmamalidir ki yasça daha büyük olup daha önceki yillarda stresli durumlardan geçmis ve bununla basedebilmis çocuklarin, deprem felaketinin yarattigi etkilerden de diger çocuklara göre daha kolay siyrilmasi mümkündür.
Depremin dolayli etkileri: Deprem felaketinin pek çok olumsuz etkisi, sadece çocugun dogrudan yasadigi deprem sarsintisi, yikintilar, yaralanma ve kayiplar nedeniyle ortaya çikmaz. Depremin dolayli etkileri de çocugun yasadigi güçlükleri artirici bir rol oynayabilir ve iyilesme sürecini geciktirebilir.
Günlük yasanti: Evin yikilmasi veya hasarli olmasi nedeniyle baska yere tasinilmasi, kalabalik ve rahat olmayan alisilmisin disindaki ortamlarda yasamak zorunda kalinmasi ve günlük isleyisin çesitli nedenlerle aksamasi durumlarinda çocuklar deprem felaketinden daha fazla etkileneceklerdir.
Ayrilik: Çocuk ailesinden herhangi bir bireyi kaybetmemis olsa da, herhangi bir nedenle bir süre onlardan ayri yasamak zorunda kaldiginda, bu durum onun üzerinde ilave bir kaygi ve stres yaratacaktir.
Aile içi iliskiler: Aile içinde hastalik ya da ölüm gibi nedenlerle rollerin degistigi, aile içi iliskilerin bozuldugu, ailedeki yetiskinlerden birinin fazla miktarda alkol almaya basladigi, siddetin ortaya çiktigi ya da var olan siddetin arttigi durumlarda iyilesme gecikecektir.
Ekonomik kosullar: Ailenin geçim kaynaklarinin kisitlandigi ya da yok oldugu, ihtiyaçlarin karsilanmasinin aksadigi durumlarda çocuk daha olumsuz etkilenecektir.
Sosyal destek: Anne babanin çocuguna olan ilgi ve desteginin azalmasi, çocugun arkadaslari ve komsulariyla iliskide oldugu sosyal çevrenin bozulmasi da çocugun düzelmesini geciktirecektir.
DEPREMIN ÇOCUKLAR ÜZERINDEKI GENEL ETKILERI
Depremden sonra çocugunuz,
depremin tekrarlayacagindan veya bu felaketi hatirlatan seylerden (örnegin, ambulans, kepçe, asker, itfaiyeci, siren sesi, toz kokusu, duman gibi) korkabilir
ani seslerden ve gürültüden korkabilir
depremden sonraki yasami konusunda endiseli olabilir
yetiskinlerin depremi ve sonuçlarini engelleyememis olmasi nedeniyle onlara olan güvenini yitirebilir
deprem öncesine göre daha kolay kirilabilir, küsebilir aglayabilir
önceden sessiz, uyumlu bir çocukken gürültülü ve saldirgan hale gelebilir veya neseli, girisken bir çocukken utangaç ve ürkek olabilir
dikkatini toplamada güçlük çekebilir
her zaman hoslanarak oynadigi oyunlari artik oynamak istemeyebilir
daha hareketli olup, hareketlerini bir türlü kontrol edemeyebilir
tek basina uyumaktan korktugu için anne babasi veya diger bir kisiyle beraber yatmak isteyebilir
uykuya dalmada güçlük çekebilir
anne ve babasini gözünün önünden ayirmak istemeyebilir, yalniz kalmaktan korkabilir
okula veya yuvaya gitmek istemeyebilir
parmak emmek, altina kaçirmak gibi daha küçük yaslarda gösterdigi davranislari tekrar sergilemeye baslayabilir
istahi kesilebilir
mide bulantisi, karin agrisi, bas agrisi, kusma gibi fiziksel tepkiler gösterebilir
anne-babasinin istemedigi ancak kendisinin yaptigi bir davranistan veya söyledigi sözden dolayi depremin meydana geldigini düsünebilir ve bunun için suçluluk hissedebilir
konusmakta güçlük çekebilir
küçük çocuklar tekrar tekrar depremle ilgili oyunlar oynayabilir
büyük çocuklarin bazilari hep deprem hakkinda konusmak isterken, bazilari bunun konusulmasindan hoslanmayabilir ve kendisi de konusmayabilir
yetiskinlerin büyük kayiplarin yaninda önemsiz gördügü bir nesne çocuk için çok önemli olabilir. Örnegin, sevilen bir oyuncagini ya da battaniyesini kaybetme çocugu çok üzebilir onun için aglayabilir ve israrla onu geri isteyebilir.
BEBEKLIK DÖNEMI
Bebekler depremden dogrudan etkilenmezler; ancak, annenin asiri kaygi, korku ve güvensizlik duygulari içinde olmasi bebegine verecegi bakimi ve onunla iletisimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bebek, alti kirlendiginde, aciktiginda, kendini huzursuz hissettiginde farkli türden aglamalar gösterir. Annenin bunlara duyarsiz kalmasi ve ihtiyaçlari geciktirmesi ya da çok mekanik bir sekilde, bebekle konusmadan onunla duygusal bir iletisime geçmeden bu ihtiyaçlari karsilamasi bebegin gelisimine zarar verebilir. Bebekler stres ve güvensizlik kosullarinda yogun bir aglama tutturabilirler,yatistirilmalari, yeniden huzur ve güven duymalari güçlesebilir. Bu türden bir bakimin çok uzun sürmesi durumunda ise bebek ileride içine kapanabilir.
OKUL ÖNCESI:
Okul öncesi dönemindeki çocuklar (2-5 yas) depremin neden oldugu kayiplar ve yasam sartlarinda meydana gelen degisiklerle basa çikmada oldukça zorlanirlar. Çünkü yasamda bu tür deneyimleri az oldugu için basa çikma yetenekleri de tam olarak gelismemistir. Bu nedenle de anne babanin, yakin akrabalarinin ve ögretmenlerinin destegine ihtiyaç duyarlar.
Bu dönemdeki çocuklar genellikle felaketten etkilendiklerini sözel olarak ifade edememelerine ragmen, kaygili ve üzgün olduklarini davranislariyla belli ederler.
2-6 yaslari arasindaki çocuklarda görülebilecek bazi degisiklikler sunlardir:
yeme sorunlari; istahsizlik ya da asiri yemek yeme, kusma, ishal ya da kabizlik
uyku sorunlari; uyuyamama, asiri uyuma ya da kabus görme
parmak emme, altina kaçirma gibi bebeksi davranislar,
karanliktan, hayvanlardan, yabancilardan veya canavarlardan korkma, daha önce korkmadigi, ancak ona depremi hatirlatan gürültülerden ve yerlerden korkma
annesinin etegine yapisip onu birakmama ve ayrilmaktan korkma
kendini güvende hissettigi yerden ayrilmak istememe (çadirdan disari çikmak istememe gibi)
sürekli anne ya da babayla birlikte uyumak isteme
tam olarak açiklayamadigi agrilardan sikayet etme
sinirlilik, söz dinlememe ve asiri hareketlilik
OKUL ÇAGI:
Bu yas grubundaki çocuklarda bebeksi davranislar oldukça yaygin biçimde görülebilir. Çocuk ya tam olarak içe kapanir ya da daha saldirganlasir. Depremde özellikle oyuncaklarinin, kendisine armagan olarak verilmis olan esyalarin ve besledigi ev hayvanlarinin kaybindan çok etkilenirler.
6-11 yaslari arasindaki bir çocuk,
daha sinirli olabilir; arkadaslari ve kardesleriyle geçinmekte zorlanabilir.
saldirgan davranislar gösterebilir ya da içine kapanabilir, oyun oynamak istemeyebilir
anne babasinin dikkatini çekmek için kardesleriyle yaris içine girebilir,
arkadaslariyla ya da aile üyeleriyle birlikte olmak istemeyebilir, ya da anne-babasinin yanindan hiç ayrilmayabilir,
okula gitmek istemeyebilir,
kendini halsiz hissedebilir, sinifta uyuya kalabilir,
okul basarisi düsebilir,
dikkatini toplamada zorlanabilir,
geceleri kabus görebilir, iyi uyuyamayabilir,
sanki hiç birsey olmamis ya da hissetmiyormus gibi görünebilir,
sik sik aglayip, sizlanarak mizmizlik yapabilir,
yedirmenizi ve giydirmenizi isteyebilir,
basagrisi, görme ve isitme ile ilgili sikayetlerde bulunabilir,
israrli kasintilari olabilir,
mide bulantisi görülebilir,
tam olarak açiklayamadigi agrilardan sikayet edebilir,
rüzgar, yagmur ve firtina gibi diger doga olaylarindan korkabilir,
söz dinlemeyebilir,
basindan geçenlerle ilgili olarak sürekli konusmak isteyebilir,
daha önce olmayan tikler gösterebilir,
konusmada güçlük çekebilir, kekeleyebilir,
depremde yasadiklarini abartabilir ya da çarpitabilir.
ERGENLIK:
Bu yas grubunda akran iliskileri çok önemlidir. Ergenler arkadaslarindan yakin ilgi ve kabul görmek; korkulariyla ve diger tüm duygulariyla olduklari gibi kabul edilmek isterler. Kaygi ve gerginliklerini, saldirganlikla, isyankarlikla, içe kapanma ya da dikkat çekmeye çalisarak ortaya koyarlar. Bu yas grubundaki gençler, pek çok kisi ölmüs iken kendilerinin kurtulmus olmalarinin verdigi bir suçluluk duygusu içinde olabilirler. Akranlari tarafindan kabul görmeyen ergenler içlerine kapanabilir ve bu ergenlerde depresyon gözlenebilir. Depremin yaralarinin sarilmasiyla ilgili toplumsal çabalarda kendilerine yetiskinler kadar sorumluluk taninmadigi için kendilerini engellenmis hissedebilirler. Ergenlik dönemi, yetiskinlige uzun bir geçis dönemidir. Bu dönemin basinda ve sonunda gençlerde gözlenebilecek tepkiler de degisebilir. Bu nedenle burada ergenlik dönemine ait tepkiler 11-14 ve 14-18 yas gruplari olarak ayri ayri ele alinmistir.
11-14 yaslarindaki ergenlerde gözlenebilecek tepkiler:
fiziksel sikayetler (bas dönmesi, basagrisi, mide bulantisi gibi)
asiri yemek yeme ya da istahsizlik
asiri uyuma ya da hiç uyuyamama seklinde uyku bozukluklari
belirsiz,tam açiklanamayan agri ve acilar
daha önce ilgi duydugu seylere karsi ilgisini kaybetme ve içine kapanma
sorumluluklarini yerine getirememe
okula gitmeme, okul basarisinda düsme
anne babanin ve ögretmeninin dikkatini üzerine çekmeye çalisma
okulda ve evde kurallara karsi gelme
kardesleriyle ve arkadaslariyla olan iliskilerinde bozulma, akranlarina ilgi göstermeme
içki veya sigara içme, esrar ve eroin gibi uyusturuculari kullanma egilimi
ölen yakiniyla birlikte olma istegini dile getirme ve bazilarinin bu sebeple intihar girisiminde bulunmasi.
14-18 yaslarindaki ergenler ise,
kendilerini suçlu hissedebilirler
çaresizlik duygulari içinde olabilirler
felaket karsisindaki duygularini kabul etmeyebilirler
hareketlerinde asiri bir artis ya da azalma olabilir
dikkati toplama ve planli davranmada güçlük çekebilirler
aileden ve akranlarindan uzaklasip yalniz kalmak isteyebilirler
alkol, sigara ve uyusturucu (esrar, eroin vb.) kullanmak isteyebilir ve suç isleyebilirler
aile üyelerine ve akranlarina karsi saldirgan davranislar içine girebilirler
depremin ortaya çikardigi bazi tepkileri kabullenmeyebilirler
basagrisi ve belirsiz diger fiziksel sikayetler olabilir
hastalanmayla ilgili korkular yasayabilirler
genç kizlarda agrili ay hali ya da ay hali olmama görülebilir
Bazi ergenler deprem felaketinde kurtarma çalismalarina yardim ettikleri için birçok yarali ve ölüyle karsilasmis olabilirler. Ergenler bu dayanilmasi güç görüntüler karsisindaki duygularini çogu kez nasil ifade edeceklerini bilemezler ve bazi ergenler engellenme, öfke ve suçluluk duygulariyla suç davranislarina yönelebilirler. Deprem sonrasi kurtarma ve yardim çalismalarina etkin bir sekilde katilmis olan ergenlerde ayrica asagidaki tepkiler görülebilir:
Sindirim sistemi ile ilgili problemler
Cilt döküntüleri
Astim krizleri
Sinirlilik ve gerginlik
BU TEPKILER NE ZAMAN ÖZEL ILGI GEREKTIRIR?
Yukarida sayilan tepkiler çocuk ve gençlerin deprem gibi bir felaketi takip eden zamanda göstermeleri beklenen dogal tepkilerdir. Çocuk ya da genç, depremden önce fiziksel siddete maruz kalmis, ciddi bir hastalik geçirmis, ya da birtakim sorunlari ve problemleri olmus ise depremin psikolojik etkilerini daha yogun yasayabilir. Özellikle deprem öncesinde bunlarin üstesinden gelememis iken bir de depremi yasadiysa bu felaketle basa çikmada çok zorlanabilir. Yukarida sayilan olagan tepkilerin uzun süre devam ettigi ve çocugun günlük yasamini sürdürmesini engelledigi durumlarda tepkilerine özel bir ilgi gösterilmelidir. Böyle durumlarda çocuk ya da gencin uzman bir kisi tarafindan degerlendirilip desteklenmesi gerekebilir. Bu durumlar söyle siralanabilir:
Çocugun davranislarinda ve genel halinde ortaya çikan ve 2 haftadan daha uzun süren olagan disi degisimler gözlendiginde
Çocuk yukarida sayilan olagan tepkilerden pekçogunu birarada gösteriyorsa
Çocugun davranislarindaki degisimler çok farkli durumlarda da görülüyorsa, örnegin, hem evde, hem de okulda arkadaslariyla birlikteyken
Çocuk kendine zarar vermeye çalisiyor ya da verecegini ifade ediyorsa
Çocugun daha önceden iyi olan okul basarisinda önemli ve devam eden bir düsüs gözlemleniyorsa,
BU TEPKILERLE BASA ÇIKMAK IÇIN NELER YAPILABILIR?
Çocuklari bilgilendirmek, onlara duygusal destek vermek, felaketle basa çikmadaki çabalariniza onlari da katmak ailenizi bir araya getirmede yardimci olacaktir. Deprem gibi büyük bir felaket karsisinda ailenin birbirine kenetlenmesi, aile iliskilerini depremden sonra da devam edecek sekilde güçlendirir.
Deprem hakkinda konusmaktan çekinmeyin.
Basinizdan geçen olayi küçümsemeyin. Size ne kadar zor gelirse gelsin gerçekleri saklamadan olan biteni çocugunuza anlatin. Eger çocuk üzülecek diye gerçekler saklanirsa, o zaman neler oldugunu kendisi anlamaya ve yorumlamaya çalisacaktir. Böyle bir durumda kendisinin fikir yürütmesi daha fazla endiselenmesine ve korkmasina neden olur. Çocuga, gerçekleri saklamadan anlasilir bir dilde anlatmak onun size güven duymasini saglar. Ergenlerin ise bu konuyu akranlari ve diger yetiskinlerle konusmasina, tartismasina izin verin. Ergenler de deprem ve alinacak önlemler konusunda ne kadar bilgilenirlerse yasamlarini da o kadar kontrol altina alabilir; gelecekleriyle ilgili planlar yapip çalisabilirler.
Deprem konusunu siz açmayin, fakat çocugunuz bu konuda konusmak istediginde onu
dinleyin, sorularini cevaplayin, ona destek olup onu rahatlatin. Çocugunuzun duygularini ifade edebilmesi için gerekirse mutlu, üzgün, kizgin, korkmus gibi duygu bildiren kelimeleri kullanarak siz kendi duygularinizdan söz edin.
Çocugunuzu neler hissettigini söylemesi için zorlamayin, birakin kendisi için uygun
zamani o seçsin. Birey bazen kendinde asiri stres yaratan durumlari kabul etmekte zorlanir. Bu durumda yasanan stresi inkar etmek faydali olabilir. Ayni sekilde aglamak, asiri uyumak ya da hayaller kurarak bu travmatik durumdan geçici olarak uzaklasmak çocuklari ve özellikle ergenleri rahatlatabilir.
Çocugunuzu depremin, hiçbir sekilde onun bir hatasi sonucu olmadigi konusunda ikna
edin. Ona anlayabilecegi bir dilde depremin ne oldugunu, neden oldugunu ve depremin kendi davranislari ya da sözleri için bir ceza olmadigini açikça anlatin. Örnegin, “deprem ayni yagmurun yagmasi, rüzgarin esmesi gibi bizim kontrolümüzde olmayan bir olay, yani sen aksam yemegini yemedigin, kardesine küfür ettigin, arkadasini dövdügün, anneni üzdügün için olmadi” gibi ifadeler kullanin.
Çocugunuzun bu olayda daha fazla örselenmesine elinizden geldigince engel olun.
Örnegin, televizyonda yikilmis evleri, aglayan insanlari, yaralilari gösteren programlari izlemesini engelleyin. Çocugunuzu onu üzen, tekrar depremi hatirlatan durumlardan, olaylardan ve yerlerden korumaya çalisin.
Elinizden gelen en kisa sürede depremden önceki ev düzeninizi saglamaya ya da yeni
bir düzen olusturmaya çalisin. Çocuklar için düzenli bir günlük program uygulayin. Örnegin, her sabah kalkip birlikte kahvalti etmek, ortaligi toplamak, birlikte oyun oynamak, ögle yemeginden sonra birlikle bir süre kitap okumak, uyumak gibi. Farkli birseyler yapmaniz gereken günlerde çocugunuza bunu önceden anlatin.
Çocugunuza karsi sicak ve sevecen davranin.
Çocugunuz sizin yaninizda olmak istiyor, yalniz kalmaktan korkuyorsa ona sarilin, kucaklayin, öpün, onu sevdiginizi, onun yaninda olacaginizi, onu birakmayacaginizi söyleyin. Dokunma, oksama, sarilma özellikle küçük çocuklar için çok önemlidir. Felaket döneminde, bir süre için çocugun istediklerini yapmanin bir sakincasi yoktur, aksine böyle olaganüstü bir dönemde az da olsa gerekebilir. Bu dönemde çocugunuzun simaracagindan korkmayin.
Yatma zamani geldiginde çocugunuzun yaninda olmaya çalisin.
Uykudan önce ona hikaye okuyun ya da anlatin, sirtini oksayin, gün hakkinda sessizce konusun. Geceleri istiyorsa isigi açik birakin, biraz fazla uyumasina ya da çok korkuyorsa yaninizda yatmasina göz yumun.
Herhangi bir nedenle çocugunuzdan bir süre ayrilmaniz gerekirse, ona nereye
gideceginizi mutlaka anlatin ve döneceginizden emin olmasini saglayin.
Çocugunuzdan beklediginiz davranislar ve sorumluluklar hakkinda onunla konusun.
Çocugunuzun isteklerini yerine getirmeniz onun bu olayda yasadiklarini atlatmasi için ne kadar gerekli ise bir yandan da düzenli bir yasama geçmek için kurallar koymak da o kadar önemlidir. Eger çocugunuz hiçbir kurali dinlemiyorsa, onunla yapmasi ve yapmamasi gereken davranislari ve o davranislari neden yapmasi ya da yapmamasi gerektigi konusunda konusun. Istediginiz davranislari sergilediginde “aferin ne kadar güzel” gibi sözlerle onu ödüllendirin. Çok zorda kalsaniz bile ona vurmayin ve herhangi bir fiziksel ceza uygulamayin.
Ailenin birarada olmasini saglayin:
Aile üyelerinin birlikte olmasi travmanin atlatilmasi için önemlidir. Ayrica akrabalariniz ya da komsulariniz sizi merak edip, telefonla aradiklarinda çocugunuzla bunu paylasin. Bunlar çocuga baskalari tarafindan da düsünülüp sevildigi duygusunu verecektir. Sosyal destek için akrabalarinizla ve yakin aile çevrenizle iliskilerinizi en kisa sürede yeniden kurun ve sürdürün.
Çocugunuzun kendini ifade etmesini kolaylastirin.
Çocugu deprem hakkinda oyunlar oynamasi (kepçe, kamyon, ambulans vs. ile), resimler yapmasi veya bu konuda yasadiklarini, hissettiklerini yazmasi için destekleyin. Böylece çocuk sözel olarak ifade edemedigi duygularini ortaya koyma olanagi bulacaktir. Yaptigi resimleri ya da yazdiklarini eve asabilir ya da yakin akrabalariniza gönderebilirsiniz.
Çocugunuzun bazi seyleri kontrol etmesini saglayin.
Deprem gibi üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadigi bir durum yasarken biz de kendimize olan güvenimizi yitirebiliriz. Hayatimizin kontrolümüz altinda oldugunu hissetmek bizim güvenlik duygumuz için ne denli önemli ise; çocuklar için de o kadar önemlidir. Bu nedenle günlük yapilan isleri planlayin ve planlamaya çocugunuzun da katilmasini saglayin. Ayrica çocugunuza mümkün oldugunca çok ufak ta olsa kararlar alabilmesi için seçenekler sunmaya çalisin. Örnegin, birkaç giysiyi, yiyecegi ya da oyuncagi gösterip kendisinin karar vermesini saglayin.
Çocugunuzun yetiskinlere yeniden güvenmesini saglayin.
Deprem felaketi çocugun sadece kendine olan güvenini degil, deprem felaketine engel olamadiklari için yetiskinlere olan güvenini de yitirmesine neden olur. Çocugunuzun güvenini tekrar kazanmak için, ona verdiginiz sözleri mutlaka tutun ya da yerine getiremeyeceginizi düsündügünüz seyler için söz vermeyin.
Çocugunuzun gelecege güvenle bakmasini saglayin.
Kisa süreli gelecek için çocugunuzla birlikte gerçeklesebilecek planlar yapin ve gerçeklestirin. Örnegin, haftaya okul kaydini yenileyelim, anneannenlere gidelim gibi. Böyle deneyimler çocugun gelecekle ilgili belirsizlikten kurtulmasini ve tekrar gelecekten birseyler beklemesini saglar.
Esinizi kaybettiyseniz çocugunuzun, onunla olan iliskisini ve onun verdigi bakimi
özleyebilecegini unutmayin. Bu özlemini, sizin bakiminizi protesto ederek ifade edebilir. Bu konuda duyarli ve toleransli olun.
Çocugunuzun sagligina dikkat edin.
Saglikli bir çocuk diger yasamsal güçlüklerle daha kolay basa çikar. Bu nedenle çocugunuzun dengeli beslenmesine, yeterince dinlenmesine, temiz yerlerde bulunmasina ve kisisel temizligine dikkat edin.
Çocugunuz aile ile ilgili ek sorumluluklar aldiysa, arada bir bunlari azaltma yollarini
arayin. Örnegin, bir sabah daha geç uyanmasi ya da günlük isler yerine arkadaslari ile birtakim faaliyetler yapmasi için firsat taniyin. Size ve aileye yardim etmek için yaptiklari konusunda kendisini takdir ettiginizi ve onunla gurur duydugunuzu sik sik dile getirin.
Ergenlik çagindaki gençlere sosyal iliskilerini yeniden kurmalari konusunda destek
olun. Gençlerin deprem felaketini atlatabilmelerinde, arkadas baglarini tekrar kurmalari önemlidir. Bu baglarin kurulmasi için yetiskinlerin gençleri desteklemesi gerekebilir. Sosyal etkinliklere katilmalari için onlari cesaretlendirin; spor yapabilmeleri için gönüllü kuruluslardan yardim isteyin, gereken kosullari olusturun. Hiçbir sey yapamiyorsa yürüyüsler yapmasini saglayin. Ayrica normale dönme çalismalarinda gençlerin de katkisini almak onlarin kendine olan güvenlerini artirabilir, gençlerin el ele vererek birlikte çalismasi ise birliktelik duygusunun gelismesi için önemlidir. Baskalarina yardim etmek pek çok gencin kendini daha güçlü hissetmesini saglayacaktir. Bu amaçla gerektiginde bulundugunuz bölgede gönüllü kuruluslarin sagladigi rehabilitasyon olanaklarindan yararlanin.
Çocugunuzun uyku problemleriyle ilgilenin.
Gece uykusunda korkuyla sayiklayan ya da uykudan aglayarak uyanan çocugunuzun yanina gidin, onu sakinlestirin, odayi hemen aydinlatmayin ve yüksek sesle konusmayin. “Herhalde çok kötü bir rüya gördün” diyerek onun gördüklerini anlatmasini saglayin ve kesmeden dinleyin. Sakin “korkacak bir sey yok “ demeyin. “Anladim çok korkmussun, tüm bunlar sana gerçekmis gibi geldi” diyerek korkusunu anladiginizi belirtin ama bunun gerçek olmadigi konusunda onu ikna etmeye çalisin. Yaninda duracaginizi, simdi güvende oldugunu söyleyin ve mümkünse tekrar uykuya dalana kadar yaninda durun. Uyku sorunu olan çocuklarin gündüz oyun ve diger etkinliklerle yorulmalarini saglayin. Gece uykusundan önce mümkünse ilik bir banyo aldirin. Tüm bunlar çocugun kaygisini azaltacak ve kendini güvende hissetmesini saglayacaktir.
Niçin okula gitmek istemedigini anlamaya çalisin.
Böyle bir felaketten sonra küçük çocuklarin okula gitmek istememelerinin bir nedeni ailelerinden ve sevdiklerinden ayrilmak istememeleri olabilir. Ailenin de güvensizlik nedeniyle çocugu okula göndermedeki isteksizligi bu durumu daha da körükleyebilir. Eger çocugunuz okulda basarili bir çocuksa okula geç baslatmayin ya da okula gidemedigi günlerin sayisini olabildigince az tutun. Bu çocuklar, okulda bazi seyleri kaçirdiklari ve arkadaslarina yetisemeyecekleri düsüncesiyle de okula gitmek istemeyecekleri için basarilari düsecektir. Basarisi düsük olan çocuklar ise deprem sonrasindaki bu karmasiklik ve belirsiz yasam kosullarinda okula ve ev ödevlerine konsantre olmakta güçlük çekecekler ve okul basarilari daha da düsecektir. Bu nedenle günlük yasaminizi mümkün oldugunca düzene sokun ve çocugunuzun bu sebeple bir endise yasamamasini saglayin. Ögretmeniyle iletisimini koruyun; hatta deprem öncesine göre daha yogun bir iletisime geçin. Çünkü çocugunuz sizin problemlerinize duyarlidir ve bunlara bir yenisini katmamak için size sorunlarindan söz etmeyebilir. Bunun yerine yakin buldugu ögretmeniyle derdini paylasabilir ya da bu sorunu okul ortaminda gösterebilir.
Çocugunuzun yasina destek olun.
Yasanan deprem felaketinin ve buna bagli kayiplarin ardindan çocugun ölüm hakkindaki sorulari artacaktir. Bu sorularin altindaki önemli kaygilardan biri anne ya da babasini kaybedecegi korkusudur. Bazen kendi ölüm korkunuzdan dolayi, bazen de kendi yasinizi yasadiginiz için çocugun bu konudaki soru ve endiseleriyle çok fazla ilgilenemeyebilirsiniz. Anne babalar bazen de çocuklarinin üzülmemeleri ve onlari acidan korumak için ölüm hakkinda konusmak istemeyebilirler. Ancak çocuklarla ile duygulari paylasmak, onlarla anlayabilecekleri düzeyde konusmak ve kullandigimiz kelimelere dikkat ederek açiklamalarda bulunmak yararlidir. Çünkü çocuklar bilmedikleri konularda fanteziler üretmeye ve kendi kendilerine bazi açiklamalar getirmeye çalisacaklardir. Genellikle de bu açiklamalar çocuklar için gerçek olandan daha korkutucudur. Anne ya da babasindan birini kaybeden ve digerinin de öleceginden korkan bir çocuga yaninda oldugunuzu onu hiç birakmayacaginizi ve yeniden eskiden yaptigi pek çok seyi yapabilecegini söyleyerek gelecekle ilgili endiselerini gidermeye çalisin. Ölen anne ya da babasi kendisini birakip gittigi için öfkeli olan bir çocugun da öfkesini bosaltmasini saglayin. Kum, su ve oyun hamuru gibi malzemelerle oynama, spor yapma çocuga bu konuda yardimci olacaktir. Ayrica yakini ölen herkesin onun yasadigi duygularin aynisini yasadigini hatirlatin. Anne ya da babasinin ölümünden kendini sorumlu tutan ve bu yüzden yogun suçluluk duygusu yasayan çocuklar ise genellikle onu üzdükleri, ya da kizdiklari bir zamanda onun ölmesini istedikleri için bunun gerçeklestigini sanirlar. Bu çocuklara, yasamda bazi olaylarin (ölüm ve dogal afetler gibi) bizim kontrol edemeyecegimiz olaylar oldugunu ve bu ölümün de kesinlikle kendi hatasindan kaynaklanmadigini anlamasini saglayin. Ergenlerin yasi yasamak istemelerini ve bazen yalniz kalmak istemelerini anlayisla karsilayin, onlara destek olun ve ölen kisi hakkinda konusmak istediklerinde mutlaka konusun ve giderek olumlu anilari ön plana çikarin.
BU OLAYLA AILENIZLE BIRLIKTE BASEDIN!
Deprem gibi dogal bir afette ortaya çikan bu çok normal ama geçici tepkilerle her birinizin tek tek basetmesi elbette önemlidir. Ancak aile olarak yaralarinizin daha kisa sürede sarilmasi ve normal günlük yasama dönebilmeniz için asagidaki noktalara dikkat etmeniz önemlidir.
Çok büyük bir felaket yasadiginizi; sasirmis, sarsilmis ve destege ihtiyaciniz oldugunu kabul etmeniz iyilesme sürecinin çok önemli bir kismidir.
Her aile üyesinin depremden farkli bir sekilde etkilenmis oldugunu ve herkesin yeniden eskiye dönmesinin farkli sürelerde gerçeklesebilecegini unutmayin.
Yasami yeniden kurma çabalarina ve günlük islere tüm aile üyelerini katin.
Aile üyelerinin rollerinde bazi degismeler olabilir; esnek ve dikkatli olun. Örnegin, bir ergen hayatinda ilk kez kardeslerinin de bakimini üstlenmek zorunda kalabilir. Bu arada ergenin kendi ihtiyaçlarinin da karsilanmis olmasina dikkat edin. Ev ile ilgili sorumluluklari bir kisiye yüklememeye çalisin, paylasin.
Birbirinize yakin ilgi, sefkat ve anlayis gösterin.

 

deprem,deprem sonrası çocuklarla iletişim,deprem resimleri,deprem nedir,artçı depremler

Sosyal Fobi

Sosyal fobi günümüzde oldukça sık rastalanan bir durumdur. Sosyal ortamlarda başkaları tarafından incelenme endişesi,performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal mesleki yada aile yaşamı etkilenir.
Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.
Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.
Özel:Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalrının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)
Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.
Çarpıntı
Titreme
Terleme
Kaslarda gerginlik
Midede rahatsızlık hissi
Göğüste sıkıntı hissi
Sıcak yada soğuk basması
Başta ağırlık hissi-Başağrısı
Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belitiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali lie birlikte görülür.


Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir.Ve bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterli olur sanırım.
Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.
*Topluluk önünde konuşmak.
*Bir işle uğraşırken seyredilmek.
*Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
*Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
*Misafir kabul etmek
*Başkaları ile tartışmak
*Toplulukta telefonla konuşmak.
*Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak,
*İlgi odağı olmak.
*Başkalarının önünde yazı yazmak.
Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisi imiş gibi düşünebilir.
Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yanlızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların % 40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.

sosyal fobi,sosyal fobi nedir,sosyal fobi nedenleri,sosyal fobi sebepleri

Sosyal Fobiklerin Özellikleri Nelerdir?

 

Sosyal fobisi olan insanların yanlız yaşama oranları yüksektir.
Eğitim seviyeleri düşüktür. Özellikle çok erken başlangıçlılarda okul fobisi gibi olur ve başarı düşük olduğu için eğitimlerini sürdüremezler.
Genellikle ekonomik açıdan bağımlıdırlar yada fobileri dolayısıyla gerçek performanslarını gösteremedikleri için hakettikleri başarıyı gösteremez ve ekonomik anlamda olmaları gereken yerin çok altında yer alırlar.
Başka psikiyatrik problemleri vardır.
Sosyal açıdan toplumdan yalıtılmış bir durumdadırlar.
Zaman zaman yaşadıkları sıkıntılar intiharı düşündürebilir.

sosyal fobi,sosyal fobi nedir,sosyal fobi sebepleri,Sosyal Fobiklerin Özellikleri Nelerdir

Selülitlere bitkisel çözüm

Yaz geliyor hanımlar hatta geldi bile denebilir. Selülitler hemen hemen tüm bayanların en büyük sorunu. Bitkisel olarak selülitlere çözüm önerisi sunuyorum. Buyrun…
Malzeme: Rezene + anason + biberiye
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla selulitlere veda edebilirsiniz. Bunun için sabahları, 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu ya da en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığını göreceksiniz.

Yaz geliyor hanımlar hatta geldi bile denebilir. Selülitler hemen hemen tüm bayanların en büyük sorunu. Bitkisel olarak selülitlere çözüm önerisi sunuyorum. Buyrun…
Malzeme: Rezene + anason + biberiye
Hazırlanışı: Cildinizde oluşan portakal kabuğu görünümü artık canınıza tak etti. Öyleyse çok kolay hazırlanan bir karışımla selulitlere veda edebilirsiniz. Bunun için sabahları, 1 litre suya 1 tatlı kaşığı rezene, bir tatlı kaşığı anason ve 1 tatlı kaşığı biberiye atın. Bu karışımı kısık ateşte 5 dakika kadar kaynattıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakın. Soğuyan karışımı gün boyunca bol limonla tüketin. Selülitlerinizin yok olduğunu ya da en azından gözle görünmeyecek kadar azaldığını göreceksiniz.

portakal görünüm bitkisel çözüm,selülitten kurtul biberiye anason