Maden Suyunun Faydaları

Çoğu insan karnında gaz olduğunda, şişkinlik hissettğinde maden suyu içerek midesini rahatlatmaya çalışır. Peki bu maden suyu gerçekten mideye iyi gelir mi yazımızın devamında size bu konuda yardımcı olmaya çalışacağız.

Maden suyu nedir? Maden suyu jeolojik ve fiziksel olarak koruma altında tutulan yeraltı sularından elde edilmiş çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 ppm’den daha az olmayan sulardır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. Her maden suyu farklı miktarda mineral içerebilir

Peki maden suyu içmek faydalı mı? Maden suları kalsiyum, klor, magnezyum, sodyum, potasyum gibi vücut için önemli birçok mineral içerir. Özellikle terle sıvı ve elektrolit kaybının arttığı yaz aylarında, spor yapanlarda, sık seyahat edenlerde iyi bir seçimdir. Ancak maden suyu ile soda karıştırılmamalıdır. Maden suyu yerin en derin katmanlarından çıkar ve çıktığı yerin jeolojik özelliklerini taşır ve magmadan aldığı karbondioksit gazının basıncı vasıtasıyla yeryüzüne çıkarlar. Yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleri de alarak yol alırlar. Bu sebeple maden suyu mineralce zengin ve doğal bir içecektir.
Mineralli su aktif yaşam, spor ve egzersizde doğal su desteğidir;
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde dengeli ve yeterli beslenmenin yanında günlük fiziksel aktivitelerin artırılması ve çeşitlendirilmesinin yararları günümüzde giderek daha iyi anlaşılıyor. Sportif faaliyetlere katılma, egzersiz yapma, yürüme ve koşu gibi aktivitelere katılma günümüz insanının sağlıklı alışkanlıkları arasında daha çok yer alıyor. Bu arada, tüm bu aktiviteler sırasında terleme ile oluşan su ve mineral kaybı unutulmamalıdır. Bu su ve mineral kaybının karşılanması yaşamsal önemdedir. Bu konuda mineralli sudan faydalanılabilir. Böylece, kaybedilen vücut suyu yerine konulduğu gibi, artan kas ve hücre metabolizması yeterli miktarlarda minerallerle desteklenir ve yaşamsal önemdeki su-elektrolit dengesi korunmuş olur.
Uzm. Dyt. Dilara Koçak

anne sütüNE SODANIN FAYDASI VARMI,daganın faydaları neler,doğa yararları,doga yararları ve faydaları,doğada yaşamın yararları,doğal mineralli su faydaları,doğal mineralli su zayıflama,doğal mineralli suyun faydaları,doğanın faydaları,gazlı mineralli su faydalımı,gazlı su,gazli su faydalimi,gazli su sagliklimi,gün suyu kimyasal,maden suyu nedir mineralli su,maden suyunun kimyasal özellikleri,mineralli bitkiler,mineralli su kilo yapar mı,mineralli suyun cilde faydaları,mineralli suyun faydaları,mineralli suyun yararları,şifalı suların kimyasal özellikleri,sodadaki kimyasal özellikler,sodanın kimyasal özellikleri,soğan suyu eklem için,soğan suyunun eklem sıvı kaybına faydası var mı,suyun doğaya faydaları,suyun doğaya faydas,suyun doğaya faydası,suyun doğaya yararı,suyun dogaya yararları,suyundoğaya faydası,termal sularda mineral var mı,ZAYIFLAMAYA DOĞAL MİNERALLİ SU FAYDALIMI

Sağlık Hakkında Bilgi


Sağlık, bedenin hastalık veya sakatlık gibi bir durumun söz konusu olmaması halidir. Diğer yönden sağlık; Bedensel iyiliğin yanında ruhsal ve sosyal olarak da tam bir iyilik halidir.
Dünya sağlık örgütü (WHO) sağlığı oluşturan 3 önemli faktörden bahsetmektedir. Bunlar ruhsal sağlık, sosyal sağlık ve beden sağlığıdır. Dünya sağlık örgütüne göre sağlık; ruhsal bedensel ve sosyal olarak tambir iyilik olarak tanımlanmaktadır.
Ruhsal iyilik= Kişinin yaşına ve konumuna uygun olarak nerede nasıl davranacağını bilmesi durumudur.
Sosyal iyilik= Kişinin yaşadığı çevre ile anlaşılır bir dil oluşturması ve toplum içerisindeki rolünü yaşadığı toplumun gerçeklerine göre oynamasıdır.
Bedensel iyilik= Kişinin vücudunda bir hastalık, hastalık etkeni veya sakatlık durumunun olmamasıdır.

 

Şifalı Eller Sayesinde Stresten Kurtulun

Eski çağlardan kalan bir inaç olan dokunarak tedavi artık Türkiye’de de başlamıştır.

Şiyatsu ve çigong çalışmalarını 2008 yılından beri Türkiye’de sürdüren Ergül Ergün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şiyatsunun, akupunktur, çigong ve bitkisel Çin tıbbı ile aynı kökenli güçlü bir şifa yöntemi olduğunu, şiyatsu terapistinin akupunktur noktalarını ve bu noktaların geçtiği meridyen denen enerji kanallarını uyarmak için iğne yerine kendi bedenini kullandığını söyledi.
Enerji kanallarının ve akupunktur noktalarının uyarılmasının, iç organlardaki düzensizliklerin ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu, bedenin kendi kendini iyileştirmesi sürecini desteklediğini belirten Ergün, gevşetici ve sakinleştirici özellikleri nedeniyle şiyatsunun zihni rahatlattığını, duygusal yönden kişiyi desteklediğini dile getirdi.

-İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ-
Dokunarak şifa vermenin İnsanlık tarihi kadar eski olduğunu belirten Ergün, Çin, Japonya, Tibet, Filipinler, Endonezya, Tayland ve Hindistan’da bedendeki enerji kanallarını ve odaklarını elle uyarmanın halk arasında popüler şifa yöntemlerinden biri olduğunu anlattı.
Ergün, ”Meridyenlerin ve bu meridyenler üzerindeki akupunktur noktalarının şifa amacıyla dokunularak uyarılmasıyla ilgili ilk yazılı kaynaklara, MÖ 200 yıllarında Han Hanedanlığı döneminde, Çin tıbbı üzerine yazılmış bir kitapta rastlıyoruz. Çin tıbbı, 6. yüzyılda Japonya’ya ulaştığında, Çin’den gelen akupunktur teknikleri ve meridyen terapisi, Japonların geleneksel teknikleriyle birleşiyor ve modern şiyatsunun çekirdeğini oluşturuyor” dedi.
Ergün, şiyatsunun 2. Dünya Savaşı sonrası ayakta kalabilmesinde Tokujiro Namikoshi, bugünkü halini almasında da Tokyo Üniversitesinden klinik psikoloji profesörü Shizuto Masunaga’nın önemli rol oynadığını vurguladı.
-”ŞİYATSU, BATIDA KABUL GÖREN BİR TERAPİ YÖNTEMİ”-
Şiyatsunun, bugün batıda kabul gören beden terapilerinden biri olduğunu belirten Ergün, ”İngiltere’de sosyal sağlık sistemince kabul gören ve uygulanan 12 tamamlayıcı terapi arasında şiyatsu da var. Paddington St Mary Hastanesinde, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına karşı, Bristol Kanser Yardım Merkezinde, kanser tedavisinin yan etkilerini azaltmak ve kanser hastalarını duygusal olarak desteklemek amacıyla, Lincolnshire’daki Boston Pilgrim Hastanesinde ve Newcastle’daki Adelaide Tıp Merkezinde de kronik ağrılarda şiyatsu destekleyici terapi olarak kullanılıyor” dedi.
Şiyatsu terapisi, bedeni bir bütün olarak ele aldığı için solunum problemlerinden, depresyon, panik atak gibi duygusal problemlere, siyatik, kireçlenme gibi eklem rahatsızlıklarından sindirim sistemi sorunlarına, tansiyona, alerjilere, baş ağrılarına, kadar pek çok rahatsızlıkta destekleyici terapi olarak kullanıldığını ifade eden Ergün, ”Şiyatsu özellikle kronik rahatsızlıklarda etkili. Düzenli şiyatsu, sağlığı korumaya yardımcı oluyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ayrıca hamilelik ve doğum sürecini kolaylaştırıcı etkisi de var” şeklinde konuştu.
Bristol St Michael Hastanesinde, kendilerine düzenli şiyatsu uygulanan 66 kadından yüzde 63′ü normal doğum yaparken şiyatsu uygulanmayanlar da bu oranın yüzde 36 olduğunu anlatan Ergün, ”Güney Fransa’da Saintes Hastanesinde kemoterapi gören 16 hastaya Eylül 2004-Mayıs 2005 tarihleri arasında beşer seans şiyatsu terapisi uygulanıyor. Şiyatsu uygulanan hastalarda kemoterapinin yan etkilerinde ortalama yüzde 64 azalma görülüyor. Bu oran karaciğer ağrısı ve kulak çınlamasında yüzde 100 iken, titremelerde yüzde 83, kusmalarda yüzde 82. Şiyatsunun etkisi yüzde 20 ile en az saç dökülmesinde görülüyor” diye konuştu.

geyik elması,geyik elması faydaları

Bağışıklık Sistemi Hakkında Bilgi

Bağışıklık sistemi bizi iç ve dış zararlardan korumak için görevlendirilmiş mükemmel bir organizasyondur. İyi bir beslenme planı, düzenli bedensel aktivite, güzel bir uyku, düşük bir stres düzeyi, dinlenip eğlenmek, iyimser beklentiler içinde olup “beden ve ruha coşku yüklemek” ona iyi geliyor. Sistem özel görevler yüklenmiş hücreler ve bu hücreler tarafından görevlendirilmiş maddelerden oluşuyor. Yıldızlar takımının en önemli oyuncuları “T ve B lenfositleri”dir. Bu hücrelerin sağlığımızı tehdit eden mikroplara doğrudan saldırıp yok etmeleri ya da salgıladıkları maddeler –antikorlar- ile onları devre dışı bırakmaları çoğu zaman kendiliğinden ve tıkır tıkır işleyen bir süreçtir.


Bağışıklık sistemi otomatik bir süreç olsa da dış faktörlerden mutlaka etkileniyor. Bu faktörlerin başında stres, uyku, beslenme alışkanlıkları, bedensel aktivite geliyor.
Eğer “daha güçlü bir bağışıklık sistemim olsun” diyorsanız ona güç veren ya da ayağına çelme takan faktörleri bilmenizde yarar var. İşte o faktörler…
Bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyen faktörlerin en başında stres sorunu var. Özellikle yoğun ve ani stresler bağışıklık sisteminin bir anda çökmesine sebep olabiliyor. “Beyin-bağışıklık sistemi bağlantısı” özellikle son yıllarda daha iyi anlaşılan bir konu oldu. “Nöroimunomodülasyon” diye tanımlanan ve esas olarak “beynin ve nörolojik organizasyonun bağışıklık sistemi üzerindeki şekillendirici gücünü vurgulayan” yapının ne kadar etkili olduğunu son yıllardaki çalışmalarla çok iyi anlaşıldı. Beyniniz ne kadar rahat, düşünceleriniz ne kadar tekdüze, iç çatışmalarınız ne kadar az, keyfiniz ne kadar yerinde, mutlu anlarınız, huzurlu zamanlarınız ne kadar fazla, özgüveniniz ne kadar yüksek, beklentileriniz ne kadar iyimserse bağışıklığınız o oranda güçleniyor. Kötü bir haber, ani bir korku, yoğun bir endişe hali, ekonomik, sosyal ya da duygusal kayıplar, uzamış hüzünler ve daha pek çok şey ise bağışıklık sistemini biranda paramparça edebiliyor. Çok soğuk bir havada takımını izleyen bir seyirci topluluğunda tutulan takım kazanmışsa ertesi gün grip olanların sayısı çok az iken, takım yenilirse taraftarın neredeyse yarısı ertesi sabah nezleyle uyanabiliyor.
Bu nokta domuz gribi yönünden de çok önemli. Çünkü toplum basında çıkan yazılar, televizyonda yapılan tartışmalar, resmi otoritelerin verdiği demeçler arasındaki yoğun çelişki nedeniyle gereksiz bir korku ve bunalım sarmalına ve stres girdabına girdi gibi görünüyor. Ben sadece bu durumun bile, yani gereksiz yere yaratılan endişe, korku, telaş halinin bile gereğinden fazla kişinin hastalığa yakalandıracağını düşüncesindeyim.
Beslenmeye gelince… Bu nokta gerçekten çok önemli. Yeterli ve dengeli beslenme bağışıklık sisteminin yakıtı gibidir. Her şeyden önce her gün yeteri kadar protein kazanmaya çalışın. Özellikle hayvansal proteinlerden yararlanmayı unutmamayın. Balık, et, tavuk, yumurta, yoğurt, kefir, ayran, süt çok önemli besinler. Probiyotiklerden zengin oldukları için yoğurt ve kefiri özellikle öneriyorum. Bunlardan biri ya da birkaçı her gün sofranızda bulunsun. Sebze ve meyve yemeyi de ihmal etmeyin. Özellikle bol renkli, taze meyve ve sebzeleri tercih edin. Betakarotenden zengin havucu, antosiyadinlerden zengin narı, kateşinlerden zengin çayı –yeşil çay olması şart değil-, portakalı ve mandalinayı daha sık tüketin. Kış boyunca her gün bir elma yemeniz mükemmel bir seçim olur. B vitamini, magnezyum ve folik asitten zengin oldukları için ceviz, fındık, badem, yer fıstığından da yararlanmak iyi olur.
Sabah egzersiz gece uyku
Uyku da önemli bir faktör. İyi bir uyku bağışıklık sistemi için de bir tamirat zamanı, “onarım dükkânı” gibidir. Güzel bir uyku bağışıklık sisteminin eksiğini, gediğini gidermesi ve bir sonraki güne daha iyi, daha güçlü hazırlanması için iyi bir fırsattır. Uyku konusunda ciddi bir hassasiyet göstermenizi tavsiye ediyorum. Egzersiz de uyku kadar önemli bir bağışıklık düzenleyicisi. Düzenli egzersiz bağışıklık sisteminin gücünü arttırıyor. Düzenli egzersizin mesela sadece günde 30-45 dakika yürümenin, yüzme ya da bisiklete binmenin –hiç olmazsa haftada üç-dört kez yapmamız gerekiyor- bağışıklık sistemini desteklediği konusunda kimsenin kuşkusu kalmadı.
Destek alalım mı
Hangi destekleri kullanmamız faydalı olabilir sorusuna gelince… Eğer yeterli ve dengeli besleniyorsanız ayrıca bir besin desteğine para harcamanız gerekmez. Ama imkanınız varsa (veya yeteri kadar beslenmediğiniz düşüncesindeyseniz) selenyum (50 mikrogram), çinko (10-20 mg), C vitamini (500 mg) ve histidinden faydalanmayı düşünebilirsiniz. Betaglukan konusunda net bir fikrim yok ama ben betaglukanın çok etkili bir bağışıklık desteği olduğu kanaatinde değilim. Para verip almaya değer mi kararsızım. Doktorunuzla konuşmanız faydalı olabilir.
Benim tavsiyem
*Yoğurt/süt
*Balık/et/tavuk
*Portakal/mandalina
*Nar/elma
*Fındık/ceviz
*Yeşil sebzeler
*Havuç
*Pancar
*Soğan/sarımsak
*Siyah ve yeşil çay
*Maydanoz
Bağışıklık desteği ürünler
*Umclaoba
*Sambucus
*Çinko
*C vitamini
*Histidin
*Selenyum
*Betaglukan

bağışıklık sisteminin ani çökmesi,bağışıklık sisteminin çökmesi

Saç Dökülmesine Lavanta Kürü

Lavanta,yapılan araitırmalar sonucu saç dökülmesine iyi geldiği tespit edilmiştir. Saç dökülmesine iyi gelen lavantayı kür halinde kullanarak saç dökülmesinden kurtulabilirsiniz.
Lavanta kürü nasıl uygulanır?


Bir tutam lavantayı 0.3 litre (yaklaşık bir buçuk su bardağı) suda dört dakika demleyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra, ılımasını beklemeden süzülmesi gerekir.
Süzme işlemi tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. On beş gün boyunca her gün, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı dolusu içilmesi gerekir.
Her defasında (her kullanımda) taze olarak hazırlanması şarttır. Bir gün önce arta kalan miktarı kullanmayınız. Kolay olsun diye bir kaç günlük hazırlayıp buzdolabında koruma altına almayınız.
Hiç bir şekilde damak tadına uygun olsun diye içerisine şeker veya benzeri bir katkı ilave etmeyiniz.
On beş günlük ilk kür tamamlandıktan sonra rahatsızlığın seyrine göre haftada üç-dört defa, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı içilmeye devam edilir.
Karaciğer metabolizması sağlıklı çalışmaya başladıktan sonra kür sonlandırılmış olur.
Yılda bir defa yapılabilir
Her sağlıklı insanın yılda bir defa on beş günlük lavanta kürünü uygulamalarında çok büyük faydalar var.Hiçbir bitkisel kürü alışkanlık haline getirmeyin. Karaciğer yetmezliği şikayeti olanların, Hepatit-B veya Hepatit-C visürü ile yaşamak zorunda olan insanların zaman zaman lavanta kürünü uygulamalarında büyük fayda var.

ahmed maranki kur,ahmet maranki cilt lekeleri için lavanta kürü,ahmet maranki kür,ahmet maranki kür tarifleri,ahmet maranki lavanta,ahmet maranki lavanta kürleri,ahmet maranki lavanta kürü,ahmet maranki saç dökülmesi lavanta,lavanta,lavanta çayı,lavanta çayı fiyatı,lavanta cayi sac icin,lavanta çayı yarar ve zararları,lavanta çayının,lavanta kü,lavanta kürleri,lavanta kürü,lavanta kürü maranki,lavanta kürü nasıl uygulanır,lavanta kürü sivilce,lavanta kürü sivilce lekelerine iyi gelir mi?,lavanta kürü sivilceler icin nasil uygulani,maranki lavanta cayi,maranki sarımsa,saç dökülmasine karşı lavanta,saç dökülmesine lavanta,saç lavanta kürü,sağlıklı giyinmede dikkat edilece hususlar nelerdir