Bebeğe Ek Gıdalar Nezaman Verilmelidir?

Tüm uzmanların söylediğine göre bebekler ilk 6 ay boyunca anne sütüyle beslenmelidir. 6 aydan sonra yavaş yavaş bebek mamalarına yönelmekte fayda olduğunu söylemektedirler.

Nasıl yedirmeli?
İşte çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ek besinler hakkında annelerin merak ettiği soruların cevapları.
Bebeğinizin kazandığı beceriler ek gıdaya geçişte ve uygun gıdanın belirlenmesinde önemli rol oynar.

 

Bebeğin ilk yılı iki dönemden oluşur. Birinci dönem, hayatın ilk dört veya ilk altı ayıdır. Bu aylarda bebeğin tek besin kaynağı, anne sütü olmalıdır. 4-6. aylarda başlayan ikinci dönem, bebek bir yılını doldurduğunda tamamlanır. Bu aylarda anne sütü yanında bebeğe ek gıdalar da verilir. Her iki dönem de bebeğin hayatında çok önemlidir. Her iki dönemde de bebek beslenmesinde amaçlar ve tavsiyeler farklıdır.
Doğduğunda yaşamını sadece reflekslerle sürdüren bebek, doğumdan itibaren gelişmeye başlar. Bir yaşına kadar pek çok şeyi yapabilir duruma gelir. Her gelişme bebeğe yeni bir beceri kazandırır. Bu becerilerden bir kısmı beslenme ile ilgilidir. Bebeğin ilk yıl içinde nasıl ve neyle besleneceğini işte kazanılan bu fonksiyonlar ve edinilen beceriler yönlendirir veya belirler. Bebekler sadece bizim izleyebildiğimiz gelişme özellikleri göstermezler. Böbrekleri, mide-barsak sistemi, beyin gelişimi de bir bütün olarak bebek beslenmesinde dikkate alınması gereken gelişmeler gösterir.
Yedi aylık bir bebek ile beş aylık bebek arasında beslenmeyi yönlendirecek olan kazanılmış beceriler çok farklıdır. Yedi aylık bir bebeğe artık makarna yedirebilirsiniz. Çünkü bunu sindirmesi için gerekli barsak enzimleri normal düzeye ulaşmıştır. Birkaç dişi çıkmıştır. Sinir sistemi gelişmesi ise, çiğneme becerisi kazanmak için hazırdır. Ancak beş aylık bir bebek için önermemiz durumunda bebek sindirim sorunu yaşayabilir. Henüz dişleri çıkmamıştır ve çiğnemeyi öğrenebilecek aşamada değildir. Sadece kıvamlı veya pürtüklü besinleri yutmak üzere hazırdır. Bu nedenle bebeğimizi beslerken, bebeğimizin gösterdiği gelişime uygun davranmamız, diğer bir ifadeyle, ek gıdaları ve beslenme önerilerini bebeğin kazandığı becerilere uygun olarak seçmemiz gerekir.
Ek gıdalara neden başlanır?

Altıncı aydan sonra, bebeğin enerji ve demir ihtiyacı artar. Anne sütü ilk altı ayda bebeğin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılar. Ama 6. aydan sonra yetersiz kalabilir. Enerji ve demirden zengin ek gıdalarla anne sütünün desteklenmesi gerekir. Annenin ürettiği sütün enerjisi ve demir içeriği bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam da edebilir. Burada ihtimalden söz ediyor ve alınabilecek tedbir olarak da ek gıdalara başlanabileceğini belirtmek istiyorum.
Her bebek 6.aydan itibaren ek gıdalara alıştırılmalı.

Bu hem bebeğin artan besin ihtiyaçlarının karşılanması hem de beslenmeyle ilgili ağız becerilerinin (yutma, çiğneme gibi) geliştirilmesi için çok gereklidir. Bebek dördüncü aydan sonra destekle, altıncı aydan sonra da desteksiz oturmaya başlar. Yine bu aylarda diş çıkarmaya da başlamıştır. Yakın çevresindeki cisimlere uzanabilir. Eline aldığını amaçlı olarak ağzına götürebilir. Bütün bunlar beslenmeyi mümkün kılan gelişme basamaklarıdır. Diğer taraftan, bebeğin mide-bağırsak sistemi de artık erişkin besinlerini sindirebilecek ve emebilecek duruma gelmek üzeredir veya bu gelişmeyi tamamlamıştır. Örneğin, nişastanın sindirimi için gerekli olan “amilaz” adı verilen enzim 5-6. aydan sonra erişkin düzeyine ulaşır. Bütün bu nedenlerle bebek dördüncü aydan sonra özellikle de altıncı ayda ek gıdalar için artık hazırdır.
Ek gıdalara başlarken inatçı değil kararlı olun!

Beslenme yetersizliği ile gelen pek çok bebeğin annesinin sıklıkla söylediği gerçek şudur. ‘’Ek gıdalara uygun zamanda başladım ama bebek almadı.!” Her bebek gibi sizin bebeğinizin de ek gıdaları alabileceğinden emin olunuz. Her çocuk gibi sizin bebeğiniz de ek gıdalara alışabilir. Burada önemli olan onun gösterdiği olumsuz tepkilere sizin gösterdiğiniz davranışlardır. Ek gıdalara başlarken inatçı değil kararlı olunuz.
Ek gıdalara başlarken sorun yaşamamak için dikkat edilmesi gerekenler.

1. Ek gıdalar mutlaka bebek aç iken denenmelidir. O güne kadar sadece anne sütüyle beslenmiş olan bebeğin, başlanan yeni gıdanın lezzetini benimseyip alabilmesi için aç olması gerekir. Tok iken yeni bir besin maddesini denemek doğru değildir.
2. Her yeni ek gıda, tek başına denenmelidir. Aynı anda birden fazla ek gıda denemeyiniz. Yeni başladığınız ek gıda bebekte kusma, ishal veya döküntüye neden olabilir. Birden fazla ek gıdaya başladığınız durumda buna hangisinin neden olduğunu belirleyemezsiniz.
3. Bebeğe verilecek olan ek gıda, önce çok az miktarda (bir küçük kahve fincanından çok olmamalı) denenmeli, daha sonraki günlerde miktar arttırılmalıdır.
4. İlk denemenizde sevmediği bir gıdayı zorla vermeyiniz. Aynı besin maddesini yeniden denemek için bir hafta – on gün gibi kısa bir süre geçmesini bekleyiniz.
5. Ek gıdaları bebeğinize kaşık veya bardakla veriniz, biberon kullanmayınız. Özellikle anne sütü almaya devam ettiği dönemde biberon kullanırsanız, anne memesini terk etmesine neden olabilirsiniz.
6. Ek gıdaları hazırlarken, temizliğe çok önem verin, cam rende ve temiz su kullanın. Ellerinizi mutlaka sabunla yıkayın. İshal ve buna bağlı gelişen diğer olumsuzluklar ek gıdalara başlandıktan sonra çok sık görülür. Besinlerin hijyenik şartlarda hazırlanması alınabilecek en önemli tedbirdir. Benzer şekilde, bebeğinizi beslemeden önce, altını değiştirdikten sonra ve siz tuvaletten çıktıktan sonra elinizi yıkamayı ihmal etmeyin. Sabunu elinizde en az dört kez döndürün.
7. Bebeğinize verebileceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları, kolalı içecekler, hazır çorbalar, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinler bebeğiniz için uygun değildir; asla vermeyin.
8. Hazırladığınız yiyecekleri oda ısısında iki saatten fazla bekletmeyin, buzdolabında muhafaza edin. Taze sıkılmış meyve suları sadece hazırlandığı öğün için bebeğe verilebilir. Buzdolabında bile bekletilirse, içinde asitli maddeler oluşur. Bu nedenle hemen tüketilmelidir.
Hangi ayda hangi besinler tüketilmeli?

6. aydan sonra bebek, daha yoğun ve pürtüklü besinlere alıştırılmalı.

Bu, özellikle öğürme refleksinin besinlerin yutulması sırasında duyarsızlaştırılması için en uygun dönemdir. Aksi halde bebek, kıvamı yoğun ve pürtüklü yiyeceklere alışamaz ve yutamaz. Bu amaçla, önce bir-iki hafta anne sütünden daha yoğun yiyecekler bebeğe verilir. Yoğurt ve/veya unlu-sütlü mamalar bu amaçla kullanılabilir. Unlu-sütlü mama hazırlarken tercih edilen pirinç unudur. Çünkü pirinç unu diğer unlara göre daha az allerji yapma özelliğine sahiptir. Önce sulu muhallebi daha sonra katı muhallebi yapılarak bebek alıştırılır. Bebek bu gıdalara alıştırıldığı dönemde bir veya iki öğün dışında muhallebi ve unlu-sütlü mama verilmesi kesinlikle tercih edilmez. Unutmayınız, amacımız bebeği muhallebi ile beslemek değil, sütten biraz daha yoğun, kıvamlı besini yutmaya alıştırmaktır. Bir iki hafta içinde bebek muhallebi kıvamına alıştıktan sonra beslenmesi yeni yiyeceklerle devam ettirilmelidir. Ayrıca inek sütünün de bir yaşından önce kullanılması tercih edilmediği için, muhallebi hazırlanırken biberon maması kullanılabilir. Bu durumda da mamanın enerji yoğunluğu çok artar. Fazla miktarda tüketilecek olursa şişmanlığa yol açabilir. Bebeğin su ihtiyacı da artar.
● Bebek muhallebi kıvamına alıştırıldıktan sonra, diyetine yoğurt veya meyve suyu da ilave edilebilir. Yoğurt evde hazırlanmalı, ekşi olmamalıdır.
● Meyve suyu da her meyve için önce ayrı ayrı denenmelidir. İlk günlerde sulandırılarak bebeğe verilmesi, daha sonra sulandırılmadan içirilmesi uygundur. Miktarı da gittikçe arttırılır. Bir haftalık alıştırma döneminden sonra, bir günde bir çay bardağı taze sıkılmış meyve suyu yeterlidir. Daha sonraki aylarda meyve püresi şeklinde de bebeğe verilebilir. Püre hazırlamak için cam rendeden geçirilmesi tercih edilir.
6 ve 8. aylarda bebeğin artan demir ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze çorbalarına başlanmalı.

Çorbanın içine her öğün için bir çorba kaşığı yağsız dana kıyması da ilave edilebilir. Bu durumda hazırlanan çorba demirden zenginleştirilmiş olur. Ayrıca çorbaya her öğün için bir çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ ilavesi de gereklidir. Sebzeler ve kıyma birlikte haşlandıktan sonra önce tel süzgeçten geçirilerek, daha sonra da çatalla ezilerek bebeğe verilmelidir. “Blender” veya “mutfak robotu”nun kullanılması kesinlikle doğru değildir. Seçilebilecek sebzeler arasında havuç, kabak, patates, domates, ıspanak öncelikle sayılabilir.
7. ve 8. aylarda bebeğin diyetine ilave edilmesi gereken diğer bir gıda yumurta sarısıdır.

Yumurta katı pişmiş olmalıdır. Bu şekilde daha az allerji yapma özelliliğine sahiptir. Yumurta sarısı da diğer ek gıdalarda olduğu gibi önce az miktarda başlanıp, daha sonra arttırılır. Genellikle sekizde bir ile başlanır. Her gün arttırılarak bir hafta içinde tam yumurta sarısına ulaşılır. Kolesterol ve protein içeriği zengin bir besin olan yumurta, bebeğin diyetinde haftada 2-3 yumurta sarısından fazla olmamalıdır.
Bir diğer besin de beyaz peynir.

Peynirin daima kaynatılmış sütten yapılmış olmasına mutlaka dikkat edilmelidir. İçerdiği tuz miktarı çok fazla olduğu için, tuzunun alınmış olması çok önemlidir. Bir kibrit kutusu kadar peynir parçası, suyun içinde ıslatılır ve su akşamdan sabaha kadar iki üç defa değiştirilirse istenilen özellikte tuzsuz peynir elde edilmiş olur. Bebek için bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yeterlidir. Ama bebek peynire alıştırılırken, bu miktarın dörtte biri ile başlanır. Her gün ya da gün aşırı miktar arttırılarak, bir hafta içinde bir kibrit kutusu büyüklüğüne ulaşılır.
Yumurta ve peyniri çeşitlendirebilirsiniz.

Bebeğin peyniri ve yumurta sarısını kabul etmesini kolaylaştırmak amacıyla, sabah öğününde bu besinler; bebek bisküvisi (2-3 adet), süt (1 çay veya su bardağı) ve reçel/bal (1 çay kaşığı) ile karıştırılarak da verilebilir. Karışım, bir gün peynir bir diğer gün yumurta sarısı içermelidir. Her ikisinin birden aynı öğünde kullanılması ile protein yoğunluğu çok fazla olan bir karışım elde edilir. Bu nedenle tercih edilmez. En geç, dokuzuncu aydan sonra ise, bu karışımın içindeki besin maddeleri artık bebeğe, ayrı ayrı verilmeli; kendilerine özgü lezzetlerine bebek alıştırılmalıdır.
Bal tüketimine 1 yaşından sonra başlamalı.

Bebeklerin diyetinde balın varlığı zaman zaman hekimler arasında tartışma konusu olmuştur. Ancak tercih edilen bir yaşından sonra verilmesidir.
Et ürünleri de ihmal edilmemeli.

Dana eti köfte olarak verilirken, balık ve tavuk/hindi etine de başlayabilirsiniz. Sebze çorbalarının da yağsız dana kıyması veya tavuk/hindi etiyle yapılması mümkündür. Bebek çiğnemeyi öğrendikten sonra etler iyice haşlanarak küçük parçalar halinde tek başına da verilebilir.
9 – 12. aylarda bebeğiniz, aile sofrası için hazırlanmış yiyeceklerden yiyebilir.

Yedinci aydan sonra bütün kıymalı sebze yemekleri, makarna, pilav, ekmek, dolma, v.b. yiyecekleri yiyebilir. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Çiğnemeyi de öğrenen bebek tarafından kolayca tüketilebilirler. Bu dönemde amaç, bebeğin erişkin diyetinde yer alan besinlere bilinen tatlarıyla alıştırılmasıdır. Bir yaşına kadar her türlü yiyeceğin lezzetine alıştırılmış bir bebekte daha sonraki yıllarda iştahsızlık görülmez.
HEPİNİZE SAĞLIKLI YAŞAM DİLERİZ.
KAYNAK:www.babystar.com.tr

Tüm uzmanların ve bebek dostu hastanelerin de söylediği gibi, bebeğin ilk altı ay içinde sadece anne sütüyle beslenmesi, ek gıdalara en erken beşinci aydan itibaren başlanması gerekir. Ek gıdalara başlamak çoğu annenin zihninde soru işaretleri oluşturur.

Nasıl başlamalı?

Ne zaman ne vermeli?

Nasıl yedirmeli?
İşte çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ek besinler hakkında annelerin merak ettiği soruların cevapları.
Bebeğinizin kazandığı beceriler ek gıdaya geçişte ve uygun gıdanın belirlenmesinde önemli rol oynar.

Bebeğin ilk yılı iki dönemden oluşur. Birinci dönem, hayatın ilk dört veya ilk altı ayıdır. Bu aylarda bebeğin tek besin kaynağı, anne sütü olmalıdır. 4-6. aylarda başlayan ikinci dönem, bebek bir yılını doldurduğunda tamamlanır. Bu aylarda anne sütü yanında bebeğe ek gıdalar da verilir. Her iki dönem de bebeğin hayatında çok önemlidir. Her iki dönemde de bebek beslenmesinde amaçlar ve tavsiyeler farklıdır.
Doğduğunda yaşamını sadece reflekslerle sürdüren bebek, doğumdan itibaren gelişmeye başlar. Bir yaşına kadar pek çok şeyi yapabilir duruma gelir. Her gelişme bebeğe yeni bir beceri kazandırır. Bu becerilerden bir kısmı beslenme ile ilgilidir. Bebeğin ilk yıl içinde nasıl ve neyle besleneceğini işte kazanılan bu fonksiyonlar ve edinilen beceriler yönlendirir veya belirler. Bebekler sadece bizim izleyebildiğimiz gelişme özellikleri göstermezler. Böbrekleri, mide-barsak sistemi, beyin gelişimi de bir bütün olarak bebek beslenmesinde dikkate alınması gereken gelişmeler gösterir.
Yedi aylık bir bebek ile beş aylık bebek arasında beslenmeyi yönlendirecek olan kazanılmış beceriler çok farklıdır. Yedi aylık bir bebeğe artık makarna yedirebilirsiniz. Çünkü bunu sindirmesi için gerekli barsak enzimleri normal düzeye ulaşmıştır. Birkaç dişi çıkmıştır. Sinir sistemi gelişmesi ise, çiğneme becerisi kazanmak için hazırdır. Ancak beş aylık bir bebek için önermemiz durumunda bebek sindirim sorunu yaşayabilir. Henüz dişleri çıkmamıştır ve çiğnemeyi öğrenebilecek aşamada değildir. Sadece kıvamlı veya pürtüklü besinleri yutmak üzere hazırdır. Bu nedenle bebeğimizi beslerken, bebeğimizin gösterdiği gelişime uygun davranmamız, diğer bir ifadeyle, ek gıdaları ve beslenme önerilerini bebeğin kazandığı becerilere uygun olarak seçmemiz gerekir.
Ek gıdalara neden başlanır?

Altıncı aydan sonra, bebeğin enerji ve demir ihtiyacı artar. Anne sütü ilk altı ayda bebeğin bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılar. Ama 6. aydan sonra yetersiz kalabilir. Enerji ve demirden zengin ek gıdalarla anne sütünün desteklenmesi gerekir. Annenin ürettiği sütün enerjisi ve demir içeriği bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam da edebilir. Burada ihtimalden söz ediyor ve alınabilecek tedbir olarak da ek gıdalara başlanabileceğini belirtmek istiyorum.
Her bebek 6.aydan itibaren ek gıdalara alıştırılmalı.

Bu hem bebeğin artan besin ihtiyaçlarının karşılanması hem de beslenmeyle ilgili ağız becerilerinin (yutma, çiğneme gibi) geliştirilmesi için çok gereklidir. Bebek dördüncü aydan sonra destekle, altıncı aydan sonra da desteksiz oturmaya başlar. Yine bu aylarda diş çıkarmaya da başlamıştır. Yakın çevresindeki cisimlere uzanabilir. Eline aldığını amaçlı olarak ağzına götürebilir. Bütün bunlar beslenmeyi mümkün kılan gelişme basamaklarıdır. Diğer taraftan, bebeğin mide-bağırsak sistemi de artık erişkin besinlerini sindirebilecek ve emebilecek duruma gelmek üzeredir veya bu gelişmeyi tamamlamıştır. Örneğin, nişastanın sindirimi için gerekli olan “amilaz” adı verilen enzim 5-6. aydan sonra erişkin düzeyine ulaşır. Bütün bu nedenlerle bebek dördüncü aydan sonra özellikle de altıncı ayda ek gıdalar için artık hazırdır.
Ek gıdalara başlarken inatçı değil kararlı olun!

Beslenme yetersizliği ile gelen pek çok bebeğin annesinin sıklıkla söylediği gerçek şudur. ‘’Ek gıdalara uygun zamanda başladım ama bebek almadı.!” Her bebek gibi sizin bebeğinizin de ek gıdaları alabileceğinden emin olunuz. Her çocuk gibi sizin bebeğiniz de ek gıdalara alışabilir. Burada önemli olan onun gösterdiği olumsuz tepkilere sizin gösterdiğiniz davranışlardır. Ek gıdalara başlarken inatçı değil kararlı olunuz.
Ek gıdalara başlarken sorun yaşamamak için dikkat edilmesi gerekenler.

1. Ek gıdalar mutlaka bebek aç iken denenmelidir. O güne kadar sadece anne sütüyle beslenmiş olan bebeğin, başlanan yeni gıdanın lezzetini benimseyip alabilmesi için aç olması gerekir. Tok iken yeni bir besin maddesini denemek doğru değildir.
2. Her yeni ek gıda, tek başına denenmelidir. Aynı anda birden fazla ek gıda denemeyiniz. Yeni başladığınız ek gıda bebekte kusma, ishal veya döküntüye neden olabilir. Birden fazla ek gıdaya başladığınız durumda buna hangisinin neden olduğunu belirleyemezsiniz.
3. Bebeğe verilecek olan ek gıda, önce çok az miktarda (bir küçük kahve fincanından çok olmamalı) denenmeli, daha sonraki günlerde miktar arttırılmalıdır.
4. İlk denemenizde sevmediği bir gıdayı zorla vermeyiniz. Aynı besin maddesini yeniden denemek için bir hafta – on gün gibi kısa bir süre geçmesini bekleyiniz.
5. Ek gıdaları bebeğinize kaşık veya bardakla veriniz, biberon kullanmayınız. Özellikle anne sütü almaya devam ettiği dönemde biberon kullanırsanız, anne memesini terk etmesine neden olabilirsiniz.
6. Ek gıdaları hazırlarken, temizliğe çok önem verin, cam rende ve temiz su kullanın. Ellerinizi mutlaka sabunla yıkayın. İshal ve buna bağlı gelişen diğer olumsuzluklar ek gıdalara başlandıktan sonra çok sık görülür. Besinlerin hijyenik şartlarda hazırlanması alınabilecek en önemli tedbirdir. Benzer şekilde, bebeğinizi beslemeden önce, altını değiştirdikten sonra ve siz tuvaletten çıktıktan sonra elinizi yıkamayı ihmal etmeyin. Sabunu elinizde en az dört kez döndürün.
7. Bebeğinize verebileceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır. Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları, kolalı içecekler, hazır çorbalar, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinler bebeğiniz için uygun değildir; asla vermeyin.
8. Hazırladığınız yiyecekleri oda ısısında iki saatten fazla bekletmeyin, buzdolabında muhafaza edin. Taze sıkılmış meyve suları sadece hazırlandığı öğün için bebeğe verilebilir. Buzdolabında bile bekletilirse, içinde asitli maddeler oluşur. Bu nedenle hemen tüketilmelidir.
Hangi ayda hangi besinler tüketilmeli?

6. aydan sonra bebek, daha yoğun ve pürtüklü besinlere alıştırılmalı.

Bu, özellikle öğürme refleksinin besinlerin yutulması sırasında duyarsızlaştırılması için en uygun dönemdir. Aksi halde bebek, kıvamı yoğun ve pürtüklü yiyeceklere alışamaz ve yutamaz. Bu amaçla, önce bir-iki hafta anne sütünden daha yoğun yiyecekler bebeğe verilir. Yoğurt ve/veya unlu-sütlü mamalar bu amaçla kullanılabilir. Unlu-sütlü mama hazırlarken tercih edilen pirinç unudur. Çünkü pirinç unu diğer unlara göre daha az allerji yapma özelliğine sahiptir. Önce sulu muhallebi daha sonra katı muhallebi yapılarak bebek alıştırılır. Bebek bu gıdalara alıştırıldığı dönemde bir veya iki öğün dışında muhallebi ve unlu-sütlü mama verilmesi kesinlikle tercih edilmez. Unutmayınız, amacımız bebeği muhallebi ile beslemek değil, sütten biraz daha yoğun, kıvamlı besini yutmaya alıştırmaktır. Bir iki hafta içinde bebek muhallebi kıvamına alıştıktan sonra beslenmesi yeni yiyeceklerle devam ettirilmelidir. Ayrıca inek sütünün de bir yaşından önce kullanılması tercih edilmediği için, muhallebi hazırlanırken biberon maması kullanılabilir. Bu durumda da mamanın enerji yoğunluğu çok artar. Fazla miktarda tüketilecek olursa şişmanlığa yol açabilir. Bebeğin su ihtiyacı da artar.
● Bebek muhallebi kıvamına alıştırıldıktan sonra, diyetine yoğurt veya meyve suyu da ilave edilebilir. Yoğurt evde hazırlanmalı, ekşi olmamalıdır.
● Meyve suyu da her meyve için önce ayrı ayrı denenmelidir. İlk günlerde sulandırılarak bebeğe verilmesi, daha sonra sulandırılmadan içirilmesi uygundur. Miktarı da gittikçe arttırılır. Bir haftalık alıştırma döneminden sonra, bir günde bir çay bardağı taze sıkılmış meyve suyu yeterlidir. Daha sonraki aylarda meyve püresi şeklinde de bebeğe verilebilir. Püre hazırlamak için cam rendeden geçirilmesi tercih edilir.
6 ve 8. aylarda bebeğin artan demir ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze çorbalarına başlanmalı.

Çorbanın içine her öğün için bir çorba kaşığı yağsız dana kıyması da ilave edilebilir. Bu durumda hazırlanan çorba demirden zenginleştirilmiş olur. Ayrıca çorbaya her öğün için bir çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ ilavesi de gereklidir. Sebzeler ve kıyma birlikte haşlandıktan sonra önce tel süzgeçten geçirilerek, daha sonra da çatalla ezilerek bebeğe verilmelidir. “Blender” veya “mutfak robotu”nun kullanılması kesinlikle doğru değildir. Seçilebilecek sebzeler arasında havuç, kabak, patates, domates, ıspanak öncelikle sayılabilir.
7. ve 8. aylarda bebeğin diyetine ilave edilmesi gereken diğer bir gıda yumurta sarısıdır.

Yumurta katı pişmiş olmalıdır. Bu şekilde daha az allerji yapma özelliliğine sahiptir. Yumurta sarısı da diğer ek gıdalarda olduğu gibi önce az miktarda başlanıp, daha sonra arttırılır. Genellikle sekizde bir ile başlanır. Her gün arttırılarak bir hafta içinde tam yumurta sarısına ulaşılır. Kolesterol ve protein içeriği zengin bir besin olan yumurta, bebeğin diyetinde haftada 2-3 yumurta sarısından fazla olmamalıdır.
Bir diğer besin de beyaz peynir.

Peynirin daima kaynatılmış sütten yapılmış olmasına mutlaka dikkat edilmelidir. İçerdiği tuz miktarı çok fazla olduğu için, tuzunun alınmış olması çok önemlidir. Bir kibrit kutusu kadar peynir parçası, suyun içinde ıslatılır ve su akşamdan sabaha kadar iki üç defa değiştirilirse istenilen özellikte tuzsuz peynir elde edilmiş olur. Bebek için bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yeterlidir. Ama bebek peynire alıştırılırken, bu miktarın dörtte biri ile başlanır. Her gün ya da gün aşırı miktar arttırılarak, bir hafta içinde bir kibrit kutusu büyüklüğüne ulaşılır.
Yumurta ve peyniri çeşitlendirebilirsiniz.

Bebeğin peyniri ve yumurta sarısını kabul etmesini kolaylaştırmak amacıyla, sabah öğününde bu besinler; bebek bisküvisi (2-3 adet), süt (1 çay veya su bardağı) ve reçel/bal (1 çay kaşığı) ile karıştırılarak da verilebilir. Karışım, bir gün peynir bir diğer gün yumurta sarısı içermelidir. Her ikisinin birden aynı öğünde kullanılması ile protein yoğunluğu çok fazla olan bir karışım elde edilir. Bu nedenle tercih edilmez. En geç, dokuzuncu aydan sonra ise, bu karışımın içindeki besin maddeleri artık bebeğe, ayrı ayrı verilmeli; kendilerine özgü lezzetlerine bebek alıştırılmalıdır.
Bal tüketimine 1 yaşından sonra başlamalı.

Bebeklerin diyetinde balın varlığı zaman zaman hekimler arasında tartışma konusu olmuştur. Ancak tercih edilen bir yaşından sonra verilmesidir.
Et ürünleri de ihmal edilmemeli.

Dana eti köfte olarak verilirken, balık ve tavuk/hindi etine de başlayabilirsiniz. Sebze çorbalarının da yağsız dana kıyması veya tavuk/hindi etiyle yapılması mümkündür. Bebek çiğnemeyi öğrendikten sonra etler iyice haşlanarak küçük parçalar halinde tek başına da verilebilir.
9 – 12. aylarda bebeğiniz, aile sofrası için hazırlanmış yiyeceklerden yiyebilir.

Yedinci aydan sonra bütün kıymalı sebze yemekleri, makarna, pilav, ekmek, dolma, v.b. yiyecekleri yiyebilir. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Çiğnemeyi de öğrenen bebek tarafından kolayca tüketilebilirler. Bu dönemde amaç, bebeğin erişkin diyetinde yer alan besinlere bilinen tatlarıyla alıştırılmasıdır. Bir yaşına kadar her türlü yiyeceğin lezzetine alıştırılmış bir bebekte daha sonraki yıllarda iştahsızlık görülmez.
HEPİNİZE SAĞLIKLI YAŞAM DİLERİZ.
KAYNAK:www.babystar.com.tr

5.ayında meyve püresine hangisinden başlanmalı,6 aylık bebeğin ek gıdaya başlarken öneriler,6 aylık bebek televizyon,7 aylık bebekte ek gıdaya nasıl başlanır,alti aylik bebek icin ek gidalara nelerden baslanir,anne sütünden sonra ek gıdalara ne zaman başlanır,bebeğim 6 aylık ne yedirebilirim,bebeğim 6 aylık ne yedirebilirim uzman tv,bebegim yedi aylık ne yedire bilirim,bebek balık yemesi,bebekler balik yemeye ne zaman baslamali,bebeklerde 6.ay beslenmesi uzman tv,bebeklerde gıdaya nezaman başlanır,bebeklerde peynir ne zaman başlanır,bebeklere hangi balık yedirilmeli,bebeklere tam yumurta ne zaman başlanmalı,bebeklere verilecek ek gıdalar uzman tv,bebeklerin ek gıda listesi uzman tv,çalışan annelerde ek gıdaya geçişteki sorunlar,ek besinler nasıl başlanmalı,ek besinlere geçiş uzman tv,ek besinlere geçişin faydaları,ek gıdada yaşanan sorunlar,ek gıdada yumurta ne zaman başlanır,ek gıdalara ne zaman başlanmalı,ek gidalara nezaman baslanir,ek gıdaya başlama önerileri,ek gıdaya geçiş uzman tv,ek gıdaya geçişte kusma,ek gıdaya hangi aylarda baslanmalı,ek gıdaya ne ile başlanır uzman tv,ek gıdaya ne zaman başlanmalı,etın haşlanması uzman tv,hangi besin ile başlanmalı ek gıda,kaç aylık ek gıdaya başlanmali,sindirim sistemi yiyeceklerin iyice çiğneme ve yutmanın faydaları,uzman tv 6 aylık beslenmesi,uzman tv 6aylık bebeğe ek gıda,uzman tv bebek nezaman balık yer,yoğurtlu unlu sütlü mama nasıl yapılır

Çocuğunuzun Uzak Durması Gereken Yiyecekler

Çocuklar büyüme döneminde oldukça zararlı besinleri yemek isterler. Fakat yedikleri bu besinler oldukça zararlıdır. Özellikle bazılarını çocuklarınızdan kesinlikle uzak tutmalısınız.

 

1.SOSİS: Akademi, 10 yaşından küçük çocuklardaki boğulma olaylarının yüzde 17’sinin sosisten kaynaklandığını, sosisli sandviçin uyarıyla satılması gerektiğini söylüyor.
2. FUGU BALIĞI: Kâğıt kadar ince dilimler halinde satılan fugu balığında tetrodoksin adlı, oldukça etkili bir zehir bulunuyor. Bu balığı pişiren şefler özel eğitim alıyor.
3. ACKEE MEYVESİ: Batı Afrika ve Jamaika’da yetişen meyve kesildikten sonra kabuğunun kırmızıya dönmesi beklenmezse koma veya ölüme yol açabiliyor.
4. FISTIK: Toplam nüfusun yüzde birinin fıstık alerjisi var. Ölümle sonuçlanan alerji vakalarının büyük bölümü fıstıktan kaynaklanıyor.
5. YEŞİLLİK: Ispanak, roka, marul, lahana, kıvırcık salata gibi yeşilliklerin iyi yıkanmaması bağırsak bakterilerine davetiye çıkarıyor.
6. IŞGIN: Bu Asya kökenli bitkiden fazlaca tüketildiğinde bitkideki toksinler zehirlenmeye yol açıyor.
7. TON BALIĞI: Dünyanın en çok tüketilen balıklarından olmasına rağmen çok fazla yenildiğinde sinir sistemine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırıyor.
8. MANYOK: Nişastası yapılan bu köklü bitki de eğer doğru tüketilmezse siyanür üreterek zehirlenme riski yaratıyor.
9. KAHVE: İçeceği elde edilen bu bitki, kalp krizine yol açmasının yanı sıra, uyuma zorluğu ve dişlerde sararmaya yol açıyor.
10. MANTAR: Bu bitkinin yabani olanları, zehirlenmelere ve hatta halüsinasyonlara neden oluyor.

Bebeklerde Dudak ve Damak Yarıklığı

Türkiye’de her yıl 7000 bin bebekten birinin dudak ve damak yarıklı dünyaya geldiği belirtilerek, dudak ve damak yarıklarının doğumsal hastalıkların yüzde 25′ini oluşturduğu bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel, damak ve dudak yarıklarının toplum ve ırklara göre değişkenlik gösterdiğini söyledi.
Dudak ve damak yarıkları oluşma sıklığının Asya ırkında ve özellikle Japonlar’da 400, beyaz ırkta 7000, Afrika veya ABD‘lilerde 1500 doğumda bir görüldüğünü belirten Uzel, “Yarık oluşumu sıklığı son yıllarda ABD‘de giderek artıyor” dedi.
Uzel, Türkiye’de de her yıl 7000 bin bebekten birinin dudak ve damak yarıklı doğduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Bu kozmetik olduğu kadar fonksiyonel problemlere de neden olmakta ve beraberinde psikolojik sorunları getirmektedir. Ağız kaslarını kontrol etme güçlüğüne ek olarak konuşmaları da büyük ölçüde bozulan bu çocuklarda, eksik ve düzensiz yapıda dişler görülmekte. Dudak ve damak yarığı yaygın bir malformasyondur ve doğumsal hastalıkların yüzde 25′ini oluşturur.”
Rahatsızlığın kız ve erkek bebeklerde görülme şekli ile sıklığının değişkenlik gösterdiğini vurgulayan Uzel, kızlarda yalnız damak yarıklarının, sadece dudak ile dudak ve damak yarığının ise erkeklerde daha sık görüldüğünü bildirdi.
ALKOL TETİKLİYOR

Uzel, yarıkların çoğunun çevresel ve genetik faktörlerin birbirini etkilemesi sonucu ortaya çıktığını dile getirerek, “Hamileliğin 2. ve 3. aylarında annenin aşırı alkol alması, hatalı beslenmesi, hastalığı tetikliyor. 35 yaşın üstünde doğum yapan kadınlarda, doğumsal malformasyonlu çocuk riski daha fazla görülüyor. Annede diyabet ve epilepsi varsa bu risk daha da artıyor” şeklinde konuştu.
Ailesel dudak ve damak yarığı hikayesi olan çiftlerde, malformasyonlu çocuk riskinin belirlenmesinde genetik testlerden yararlanıldığını anlatan Uzel, şunları söyledi:
“Bu durum hamileliğin 16. ve 20. haftaları arasında ultrason ile teşhis edilebilir. Dudak ve damak yarığı olan çocukları tedavisi ve rehabilitasyonu doğumla başlar, yaklaşık 20 yaşına kadar devam eder. Tedavi, defektin büyüklüğüne bağlı olarak, dişlerin tedavisi, ortodontik-protetik tedavi cerrahiyi kapsar. Ayrıca, konuşma tedavisi, psikolojik ve sosyal destek de gereklidir.”

 

yarık dudak,bebeklerde dudak yarıklığı,dudak ayrıklığı,bebeklerde damak yarıklığı,damak yaraları,damak hastalıkları

Bademcik Şişmesi Tedavisi

 

Özellikle çocukluk dönemlerinde hepimizin bademcikleri sıkça şişmektedir.Şişen bademcikler oldukça ağrı verir ve bizi rahatsız eder. Bademcik şişmesinden evde doğal yollarla yapılan ilaçlar sayesinde kurtulabilirsiniz.

Bademcik şişmeleri için ; Karalahana yapraklarını, ateşte biraz yumuşattıktan sonra, boğaz kısmı, zeytinyağı ile ovulur. Karalahana yaprağı boğaza sarılarak, sabaha kadar bekletilir.

 

bogaz sismesi ne zeytinyagi,cocuklarda bademcik sismesi,çoçuklarda bademcik şişmesi için?,bademcik şişmesi tedavisi

Çocuklarda İştahsızlık

 

Çocukluk döneminde sağlıklı ve düzenli beslenme çok önemlidir. Bu dönemde sağlıklı ve dengeli beslenen çocuklar ileride daha az sıkıntı çekmektedir. Fakat çocukluk döneminde bazı çocuklar iştahsız olurlar. Bu durum da hem aileler için hem de çocuklar için üzücü bir durumdur. Anne babalar ne kadar yemek yedirmek istese de çocuk yememektedir. İştahı olmadığını, canı çekmediğini söylemektedir.İştah sorunu yaşayan çocuklar için;

1 çay bardağı pekmezin (Üzüm veya dut pekmezi) içerisine, 1 çay kaşığı karabiber

çocuklarda iştahsızlık,beslenme,sağlıklı beslenme,çocukluk döneminde beslenme